An olur, hayattaki her şey sana yanlış gelir, 'ah' olur, sen hayattaki en yanlış şeysindir! Eve götürülen yanlış bavul gibi uyanırsın bir sabah, neredesin, içindekiler neden darmadağın edilmiş diye düşünmekten kafayı yersin. Ayılmak için girdiğin kahve dükkanında 'White Mocha' dökülür bacaklarına, tarlada güneşin kavurduğu aç çocuklardan yemek çalan işçilere dönersin. Gömülürsün dosyalara, kendini havaalanı kontrolüne takılmış free shop paketi gibi emanette hissedersin: 1 litreden fazla gelmenin borcunu ödediğin bu paradoksta, şu içi alkollü dışı ayık şişeler gibi yalnız ve konu mankenisin. Derken, yanlış yankesici soyar seni, çünkü sürekli yanlış zamanda yanlış yerdesindir. Bir yerlerde koza bırakan kelebeğin kanatlarına mandal taktıkça, kendi yankesicinin yevmiyesini ötekileştirdiğine parsellersin. Özetle, salça üzerinde yeşermiş mikro orman gibidir hayatta kapladığın yerin; ayrıca yükselenin bile hesapta yanlış, zaten sandığın gibi 'baykuş' burcu bi...
Keşke Deden bir kez daha düşünseymiş be Nini baban hakkında diyorum bazan. Hatalıysam arayın.Tebessüm.
YanıtlaSilSaygıyla,
Aylak
güldürdün gece gece:)
Silsevgiler
İtiraf ediyorum,bazan haklı olduğunu düşünmemi kaldıramıyorum, yediremiyorum. Bilmem neden.
SilGeçmiş geçmiş geçmiş... Yarına dair izler yok nedense bu psikoloji ilminde. Lacan'ı seviniz, Jung'a kulak veriniz; zeki müren de dinleyiniz ayrıca.
Saygıyla,
Aylak
Ve işte, Freud'un doğumundan tam 138 yıl sonra ben doğmuşum. Alakasız; ama yazasım geldi. ahahaha.
YanıtlaSilGelsinler ben vereyim tadilat parasını yahu :))
YanıtlaSil