Ana içeriğe atla

"Canım senin paranı almak istemiyor." dedi bana

Bugün 19:30 sularıydı...

Önce beni almak istemedin,
Sonra vitesi geri takıp yanıma geldin.
Hey hey hey taksici,
Neden ilk seferde beni reddettin?

Ben binince radyonu kapadın,
"Başka müşteriye gidecektim" deyip bana dırdır yaptın
Hey hey hey taksici,
O zaman beni niye aldın?


Vardık bizim lokasyona,
"Burada ineceğim" dedim, dursana.
Hey hey hey taksici,
Niye beni 29 metre öteye bıraktın?

Parayı uzattım almadın,
Beni bu hareketinle dumura uğrattın.
Hey hey hey taksici,
Niye aynadan bana öyle baktın?

"Canım senin paranı almak istemiyor" dedin,
"Olmaz öyle şey" dedim diye bana zılgıtı çektin.
Hey hey hey taksici,
Sen bana bunları niye ettin?

"Canım istemiyor da ne demek, alın lütfen şu parayı"
dememle bir oldu terk etmem korkudan sarı aracını.
Hey hey hey taksici,
"İnsene beee!" diye para uzatana bağırılır mı?

Psikolojim bozuldu sayende,
Dörtlükler yazıyorum taksicinin birine.
Hey hey hey taksici,
Niye canın benim paramı istemedi?

Yorumlar

  1. Cevap veriyorum, kızına benzetti :)

    YanıtlaSil
  2. Adsız00:22

    ben gönderdim o taksiciyi

    YanıtlaSil
  3. ne güzel demiş "canım senin paranı almak istemiyor" diye

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Sen de kelimelerini benimle paylaşabilirsin.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yanlışsın

An olur, hayattaki her şey sana yanlış gelir, 'ah' olur, sen hayattaki en yanlış şeysindir! Eve götürülen yanlış bavul gibi uyanırsın bir sabah, neredesin, içindekiler neden darmadağın edilmiş diye düşünmekten kafayı yersin. Ayılmak için girdiğin kahve dükkanında 'White Mocha' dökülür bacaklarına, tarlada güneşin kavurduğu aç çocuklardan yemek çalan işçilere dönersin. Gömülürsün dosyalara, kendini havaalanı kontrolüne takılmış free shop paketi gibi emanette hissedersin:  1 litreden fazla gelmenin borcunu ödediğin bu paradoksta, şu içi alkollü dışı ayık şişeler gibi yalnız ve konu mankenisin. Derken, yanlış yankesici soyar seni, çünkü sürekli yanlış zamanda yanlış yerdesindir. Bir yerlerde koza bırakan kelebeğin kanatlarına mandal taktıkça, kendi yankesicinin yevmiyesini ötekileştirdiğine parsellersin.  Özetle, salça üzerinde yeşermiş mikro orman gibidir hayatta kapladığın yerin; ayrıca yükselenin bile hesapta yanlış, zaten sandığın gibi 'baykuş' burcu bi...

MeSeNede seni çok bekledim

Nini şimdi oturum açtı.  Siz neredesiniz? Geçtiğimiz hafta sonu canım sıkıldı ve oturup eski yazılarıma baktım. Çoğu ne kadar da toy, nasıl da naifler. Dağınık cümleler, imla hataları... İnsan bir garip oluyor kendi yazılarını okurken; "o" günü, ne hakkında yazdığını anımsarken. Tam bir nostalji oldu benim için. Hani şu MSN'in adı her geçtiğinde ya da 90'lardan bir şarkı çaldığında düşen sıcaklık vardır ya içimize, ha' tam da o oldu. Isındım. Hele sizden/okurlardan aldığım yorumları okuduğumda... Bir de sözlüğümüz varmış; ismim altında ayaklarımı yerden kesecek yorumlarla... Tabii bu bahsettiğim 10 sene öncesi! Daha blog yazarlığının popüler olmadığı yıllarda, etrafımızda Instagram ünlüleri at koşturmazken yazıp okurdu burada insanlar. Hatta kemikleşmiş bir kadro bile vardı. (gülücük) (Bakın, bu gülme efektim de geçmişten, hatırlayan vardır belki) Peki, bunca yıl içerisinde hiç yazmadım mı? Yazdım. Ancak, buraya taşımadım. Şimdi yeniden heveslenmişke...

Yaşasın Kötülük [LGBT]

Sevmeye ara verelim sevgili... Değmemesi gereken ellerimiz birbirine değdiği için yerle yeksan oluyor bir aile. Nefesimi kulağında hissettiğinde anlı kanıyor simitçinin. Yanıma sokulduğunda kesiliyor elektrikler.  Kasıklarıma dokunduğunda can veriyor merdiven altı kürtajda bir beden. Sana 'seni seviyorum' dedikçe fırıncıyı günaha sokuyor yere düşürülen ekmekler. Birbirimizi ısıttıkça soğuktan donuyor yazın göbeğinde sabi bebekler. Sarılıyoruz, insanlar ölüyor. Öpüşüyoruz, insanlar ölüyor. Sevişiyoruz, insanlar ölüyor. Kötülük bu denli legal olmuşken, masumiyetimiz cehennemi körüklüyor. İyisi mi ayrılalım sevgili. Gaddarlıkları kapıya dayanmadan önce saf günahlarımızı da alıp buralardan gitmeli.