Ana içeriğe atla

Arzunun Bağlaç Hali

Uzun yolculuğun ardı ile yoğun temponun aralığında, otel odamdaki yalnızlığımın keyfini sürüyorum.
O kadar ki, yarın mini barın tutarını yarın sorgulamayacağımı bilsem minik şişelerin dibini göreceğim...

İşte, tam da böyle bir anda deniz kokusunun tenimi okşadığı ilhamla kelimelere susuyorum. Ben bardağı dolduruyorum ama siz kime içirmek istersiniz bilmiyorum.


Düşünüyorsun beni, düşlüyorsun, özlüyorsun
hatta kelimelerim bile heyecanlandırıyor hücrelerini.
Ama,
korkuyorsun, korunuyorsun, kovuyorsun;
ancak REM uykun açığa çıkarıyor bana olan hislerini.
Çünkü,
siniyorsun, yediremiyorsun, sevmiyorsun,
uyanıkken zor geliyor karşımda büründüğün zafiyet hali.
Kim bilir,
hangi bedenleri severek kendinden saklıyorsundur,
yanında olmam için her şeyi verebileceğin gerçeğini.


Kelimeler bitti.
Zaten bağlaçlar da yetmezmiş bağlamaya kopmuş cümleleri.


Yorumlar

  1. Adsız11:49

    Sen zor yoldan gelen kişinin halini anlayıp, bir bardak su verebilmişsin,e o da bütün yorgunluğunu, bütün susuzluğunu üstünden atacaktır birkaç dakika içinde :)

    YanıtlaSil
  2. Adsız12:03

    Ve o bir bardak suyu sen onunla paylaşınca, kelimelerden çıkar, insan olur:)

    YanıtlaSil
  3. Dilbilgisi derslerine selam olsun son tümcene binaen.

    Saygıyla,

    Aylak

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Seni görmek ne güzel:)

      Sevgiyle

      Sil
    2. Seni görmek ne güzel:)

      Sevgiyle

      Sil
    3. Bir de ben görsem beni benden içeri; derviş yunus'un dediği üzre "suretim boş gezer dondan içeri".

      Selam olsun kelamı kendine ninni olan;

      Saygıyla,

      Aylak

      Sil
  4. Yalnızlık da lazım Nini :) yalnızlık da lazım. Tadını çıkar :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru söylüyorsun sevgili Bolat:) çok güzel çıkardım bir tadını.

      Sil
  5. " Zaten bağlaçlar da yetmezmiş bağlamaya kopmuş cümleleri." Ay çok tatlı!
    Peki, rem uykusuna geçtiğinde zihnimiz gördüğümüz rüyanın arka fonunda REM'den Losing My Religion çalıyorsa? Beni aydınlatan spot ışığının altında mı ulaşmış oluyorum hislere? Yoksa bu sadece bir rüya mıydı? ahahaha, bağlaçlarla beni boğasın geldi dimi? Sustum, mürekkebinden kuşlar fırlamayı kesmesin diye.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Sen de kelimelerini benimle paylaşabilirsin.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yanlışsın

An olur, hayattaki her şey sana yanlış gelir, 'ah' olur, sen hayattaki en yanlış şeysindir! Eve götürülen yanlış bavul gibi uyanırsın bir sabah, neredesin, içindekiler neden darmadağın edilmiş diye düşünmekten kafayı yersin. Ayılmak için girdiğin kahve dükkanında 'White Mocha' dökülür bacaklarına, tarlada güneşin kavurduğu aç çocuklardan yemek çalan işçilere dönersin. Gömülürsün dosyalara, kendini havaalanı kontrolüne takılmış free shop paketi gibi emanette hissedersin:  1 litreden fazla gelmenin borcunu ödediğin bu paradoksta, şu içi alkollü dışı ayık şişeler gibi yalnız ve konu mankenisin. Derken, yanlış yankesici soyar seni, çünkü sürekli yanlış zamanda yanlış yerdesindir. Bir yerlerde koza bırakan kelebeğin kanatlarına mandal taktıkça, kendi yankesicinin yevmiyesini ötekileştirdiğine parsellersin.  Özetle, salça üzerinde yeşermiş mikro orman gibidir hayatta kapladığın yerin; ayrıca yükselenin bile hesapta yanlış, zaten sandığın gibi 'baykuş' burcu bi...

MeSeNede seni çok bekledim

Nini şimdi oturum açtı.  Siz neredesiniz? Geçtiğimiz hafta sonu canım sıkıldı ve oturup eski yazılarıma baktım. Çoğu ne kadar da toy, nasıl da naifler. Dağınık cümleler, imla hataları... İnsan bir garip oluyor kendi yazılarını okurken; "o" günü, ne hakkında yazdığını anımsarken. Tam bir nostalji oldu benim için. Hani şu MSN'in adı her geçtiğinde ya da 90'lardan bir şarkı çaldığında düşen sıcaklık vardır ya içimize, ha' tam da o oldu. Isındım. Hele sizden/okurlardan aldığım yorumları okuduğumda... Bir de sözlüğümüz varmış; ismim altında ayaklarımı yerden kesecek yorumlarla... Tabii bu bahsettiğim 10 sene öncesi! Daha blog yazarlığının popüler olmadığı yıllarda, etrafımızda Instagram ünlüleri at koşturmazken yazıp okurdu burada insanlar. Hatta kemikleşmiş bir kadro bile vardı. (gülücük) (Bakın, bu gülme efektim de geçmişten, hatırlayan vardır belki) Peki, bunca yıl içerisinde hiç yazmadım mı? Yazdım. Ancak, buraya taşımadım. Şimdi yeniden heveslenmişke...

Yaşasın Kötülük [LGBT]

Sevmeye ara verelim sevgili... Değmemesi gereken ellerimiz birbirine değdiği için yerle yeksan oluyor bir aile. Nefesimi kulağında hissettiğinde anlı kanıyor simitçinin. Yanıma sokulduğunda kesiliyor elektrikler.  Kasıklarıma dokunduğunda can veriyor merdiven altı kürtajda bir beden. Sana 'seni seviyorum' dedikçe fırıncıyı günaha sokuyor yere düşürülen ekmekler. Birbirimizi ısıttıkça soğuktan donuyor yazın göbeğinde sabi bebekler. Sarılıyoruz, insanlar ölüyor. Öpüşüyoruz, insanlar ölüyor. Sevişiyoruz, insanlar ölüyor. Kötülük bu denli legal olmuşken, masumiyetimiz cehennemi körüklüyor. İyisi mi ayrılalım sevgili. Gaddarlıkları kapıya dayanmadan önce saf günahlarımızı da alıp buralardan gitmeli.