Ana içeriğe atla

Pazar Karalaması - 2020 Olimpiyatları

Esra Elönü "Geziciler olimpiyat halkalarını burunlarına taksın!" der;
Suat Kılıç ise "Kına stokları tükenmiş!"

Bir solukta 2020 Olimpiyatları'nın ev sahipliği hayali suya düşerken,
beklenen sansasyonel açıklamalar da sırayla gündemi meşgul ediyor.
Peşin olarak dile getirmek isterim ki 2020 Olimpiyatları için Türkiye'nin seçilmesi lehimize sonuçlar doğururdu. İçinde bulunduğumuz koşullar ne olursa olsun bu durumun bize dolaylı ya da doğrudan,
maddi ve siyasi anlamda getirileri olumlu olacaktı...

Ayranımız yok içmeye!
Her ne kadar Gezi'yi ve Gezi'deki biz 'gezizekalı'ları bu hezimetin sebebi olarak lanse etmeye çalışsalar da, bu seçimde ülkelerin değerlendirildikleri aday ülke hazırlık sunumlarının teslim tarihi Gezi'nin çok öncesine dayanıyor. Bu herkes tarafından bilinen bir gerçek olmasına karşın, kılıf uydurma maksadı ile ülkemizin reeldeki yetersizliği ve tüm dünyada arka arkaya yankı bulan, Türk spor tarihine leke süren doping rezaletleri halı altına süpürülüyor.

Hatırlayalım: 
Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç: "Doping bizi, 2020 olimpiyatlarında İstanbul'un seçilme şansını olumsuz etkilemez. Aksine, olumlu etkisi olur"
(Gülücük^^ 1)

Sonuç olarak durum şöyle oldu: 2020 Olimpiyatları'nın ev sahibi Japonya.
Aynaya bakmak, kendimizle yüzleşmek gerek bazen. Bu yazı da bu olimpiyat hikayesinin bir hatırası. Keşke olsaydı, ne de güzel olacaktı dediğim ama olmamasına zerre şaşırmadığım bir hadise. Hatta içten içe olması gereken zaten buydu diye hak verdiğim bir netice bu.
Yanlış anlaşılmasın: Japonya kadar uzak olduğum ve gözlerim olmasa da kalbim çekik olduğu için değil; gerçekçi olduğum için. (Gülücük^^ 2)


Pazar karalamam burada sona ererken,
hepimize  "Citius, Altius, Fortiusbir Türkiye dilerim!

Yorumlar

  1. katılıyor yazının altına imzamı atıyorum canım

    YanıtlaSil
  2. cok haklisin ninim kendi basiretsizliklerini gezicilerin ustune yikarak siyrilamazlar .sen kendi vatandaslarini sinek gibi avlarken komsu ulkede savas cigirtkanligi yaparken yurtta sulh cihanda sulh diyen bir ataya saygisizlik yaparken dusenecektin butun bunlari.kaldi ki olimpiyat rantini da sadece ve sadece saz arkadaslarinla yiyecektin ama olmadi uzgunum.artik 2024 e hayirlisiyla siz gidersiniz biz aliriz :))

    YanıtlaSil
  3. çok güzel yazmışsın valla.. yüreğine sağlık..
    ayranı yok içmeye.... :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Sen de kelimelerini benimle paylaşabilirsin.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yanlışsın

An olur, hayattaki her şey sana yanlış gelir, 'ah' olur, sen hayattaki en yanlış şeysindir! Eve götürülen yanlış bavul gibi uyanırsın bir sabah, neredesin, içindekiler neden darmadağın edilmiş diye düşünmekten kafayı yersin. Ayılmak için girdiğin kahve dükkanında 'White Mocha' dökülür bacaklarına, tarlada güneşin kavurduğu aç çocuklardan yemek çalan işçilere dönersin. Gömülürsün dosyalara, kendini havaalanı kontrolüne takılmış free shop paketi gibi emanette hissedersin:  1 litreden fazla gelmenin borcunu ödediğin bu paradoksta, şu içi alkollü dışı ayık şişeler gibi yalnız ve konu mankenisin. Derken, yanlış yankesici soyar seni, çünkü sürekli yanlış zamanda yanlış yerdesindir. Bir yerlerde koza bırakan kelebeğin kanatlarına mandal taktıkça, kendi yankesicinin yevmiyesini ötekileştirdiğine parsellersin.  Özetle, salça üzerinde yeşermiş mikro orman gibidir hayatta kapladığın yerin; ayrıca yükselenin bile hesapta yanlış, zaten sandığın gibi 'baykuş' burcu bi...

MeSeNede seni çok bekledim

Nini şimdi oturum açtı.  Siz neredesiniz? Geçtiğimiz hafta sonu canım sıkıldı ve oturup eski yazılarıma baktım. Çoğu ne kadar da toy, nasıl da naifler. Dağınık cümleler, imla hataları... İnsan bir garip oluyor kendi yazılarını okurken; "o" günü, ne hakkında yazdığını anımsarken. Tam bir nostalji oldu benim için. Hani şu MSN'in adı her geçtiğinde ya da 90'lardan bir şarkı çaldığında düşen sıcaklık vardır ya içimize, ha' tam da o oldu. Isındım. Hele sizden/okurlardan aldığım yorumları okuduğumda... Bir de sözlüğümüz varmış; ismim altında ayaklarımı yerden kesecek yorumlarla... Tabii bu bahsettiğim 10 sene öncesi! Daha blog yazarlığının popüler olmadığı yıllarda, etrafımızda Instagram ünlüleri at koşturmazken yazıp okurdu burada insanlar. Hatta kemikleşmiş bir kadro bile vardı. (gülücük) (Bakın, bu gülme efektim de geçmişten, hatırlayan vardır belki) Peki, bunca yıl içerisinde hiç yazmadım mı? Yazdım. Ancak, buraya taşımadım. Şimdi yeniden heveslenmişke...

Yaşasın Kötülük [LGBT]

Sevmeye ara verelim sevgili... Değmemesi gereken ellerimiz birbirine değdiği için yerle yeksan oluyor bir aile. Nefesimi kulağında hissettiğinde anlı kanıyor simitçinin. Yanıma sokulduğunda kesiliyor elektrikler.  Kasıklarıma dokunduğunda can veriyor merdiven altı kürtajda bir beden. Sana 'seni seviyorum' dedikçe fırıncıyı günaha sokuyor yere düşürülen ekmekler. Birbirimizi ısıttıkça soğuktan donuyor yazın göbeğinde sabi bebekler. Sarılıyoruz, insanlar ölüyor. Öpüşüyoruz, insanlar ölüyor. Sevişiyoruz, insanlar ölüyor. Kötülük bu denli legal olmuşken, masumiyetimiz cehennemi körüklüyor. İyisi mi ayrılalım sevgili. Gaddarlıkları kapıya dayanmadan önce saf günahlarımızı da alıp buralardan gitmeli.