Ana içeriğe atla

02.07.2013

Uzun zaman oldu buraya yazmayalı.
Artık o kadar çok şey yazmam gerekiyor ki, kendi inime dönüp keyfi iki kelam edemez oldum...

Burada değilken neler mi oldu?
Çok şey değişti, bir o kadar da her şey aynı.
Nereden başlasın bilemiyor insan; zaten oturup da kendimi anlatmak değil istediğim.
Maksat bunca zaman sonra ilk yazım geçiş niteliği ile yerini bulsun.

Ama bir #occupygezi gerçeği var ki...
Kaç defa yazmak istedim; anlatmak, paylaşmak, şahit olduklarımı buraya dökmek... Yapamadım.
İtiraf ediyorum ki içimden geçen duyguları ve söylemek istediklerimi dökebilecek kadar kuvvetli kelimeler bulamadım. Direniş hakkında yazılacak o kadar çok şey vardı ki, ne nereden başlayacağımı bilebildim ne de sokaklar dururken eve girmek istedim.  Şu anda dahi ekrana bakıyor ve tılsımlı sözcükler bulmaya çalışıyorum. 
İşte bunlar kimine göre hep çapulcu, marjinal, ahlaksız duygular. Ama seve seve ve sımsıkı sarılarak yaşadığım ve gerektiğince de yaşayacağım duygular.

Bu geçiş yazısında söylemeden edemeyeceğim bir diğer şey ise: mizahıyla, cesaretiyle, her şeyden önemlisi saygı ve sevgisiyle bu memleketin insanlarına ve tüm şehirlerdeki Gezi ruhuna çok fena kapıldım!

Kahrolsun 'bağzı' şeyler!
Sevgiler.

Yorumlar

  1. Umarım Gezi'den herkes kendine düşen düşünme payını almıştır Nini :) Umarım.

    YanıtlaSil
  2. Adsız10:27

    Bu direniş hepimize el ele hareket edebileceğimizi, aslında yan yana sorunsuz yaşayabileceğimizi öğretti. Bu direnişin ruhu özeldir.

    YanıtlaSil
  3. kahrolsun bağzı seyler

    YanıtlaSil
  4. hoş geldin sefalar getirdin..özletiyorsun kendini.
    gezi ruhuna kapılmamak mümkünmü ki? :)

    YanıtlaSil
  5. Güzel bir paylaşım olmuş.Teşekkürler.

    YanıtlaSil
  6. nini bu günler unutulmicak..

    YanıtlaSil
  7. faşizmekarşıomuzomuza!

    YanıtlaSil
  8. Merhaba,
    (Bu ileti yazınıza bir yorum değildir. Aksine sizlerden bir yorum, bir görüş alma isteğidir. Bu ileti Damla’ya yorum yazan herkese gönderilmektedir.)

    Damla, etkinliği ve verimliliği artırma konusunda açık uçlu bir anket düzenlemiştir. Bu ankete çağrı yazısı Damla’da sunulmaktadır.

    Görüşlerinize önem veriyoruz.
    İlgi ve katkılarınızı bekler sevgi ve saygılarımızı sunarız.

    http://sabahattin-gencal.blogspot.com/

    Sabahattin Gencal (Emekli Öğretmen)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Sen de kelimelerini benimle paylaşabilirsin.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yanlışsın

An olur, hayattaki her şey sana yanlış gelir, 'ah' olur, sen hayattaki en yanlış şeysindir! Eve götürülen yanlış bavul gibi uyanırsın bir sabah, neredesin, içindekiler neden darmadağın edilmiş diye düşünmekten kafayı yersin. Ayılmak için girdiğin kahve dükkanında 'White Mocha' dökülür bacaklarına, tarlada güneşin kavurduğu aç çocuklardan yemek çalan işçilere dönersin. Gömülürsün dosyalara, kendini havaalanı kontrolüne takılmış free shop paketi gibi emanette hissedersin:  1 litreden fazla gelmenin borcunu ödediğin bu paradoksta, şu içi alkollü dışı ayık şişeler gibi yalnız ve konu mankenisin. Derken, yanlış yankesici soyar seni, çünkü sürekli yanlış zamanda yanlış yerdesindir. Bir yerlerde koza bırakan kelebeğin kanatlarına mandal taktıkça, kendi yankesicinin yevmiyesini ötekileştirdiğine parsellersin.  Özetle, salça üzerinde yeşermiş mikro orman gibidir hayatta kapladığın yerin; ayrıca yükselenin bile hesapta yanlış, zaten sandığın gibi 'baykuş' burcu bi...

MeSeNede seni çok bekledim

Nini şimdi oturum açtı.  Siz neredesiniz? Geçtiğimiz hafta sonu canım sıkıldı ve oturup eski yazılarıma baktım. Çoğu ne kadar da toy, nasıl da naifler. Dağınık cümleler, imla hataları... İnsan bir garip oluyor kendi yazılarını okurken; "o" günü, ne hakkında yazdığını anımsarken. Tam bir nostalji oldu benim için. Hani şu MSN'in adı her geçtiğinde ya da 90'lardan bir şarkı çaldığında düşen sıcaklık vardır ya içimize, ha' tam da o oldu. Isındım. Hele sizden/okurlardan aldığım yorumları okuduğumda... Bir de sözlüğümüz varmış; ismim altında ayaklarımı yerden kesecek yorumlarla... Tabii bu bahsettiğim 10 sene öncesi! Daha blog yazarlığının popüler olmadığı yıllarda, etrafımızda Instagram ünlüleri at koşturmazken yazıp okurdu burada insanlar. Hatta kemikleşmiş bir kadro bile vardı. (gülücük) (Bakın, bu gülme efektim de geçmişten, hatırlayan vardır belki) Peki, bunca yıl içerisinde hiç yazmadım mı? Yazdım. Ancak, buraya taşımadım. Şimdi yeniden heveslenmişke...

Coştum mu Acaba?

Hayattan keyif almalı, eğlenmeli, bol bol gülmeli. Bir de kafaya takmamalı olan biteni- hele ki değiştirilemeyecekleri... Şimdi durduk yere bu pozitif kelimeler neden mi? Belki de negatifliğin dominantlığına karşı olup biten bir şeydir isyanımın sebebi! İsterseniz kulağıma biri fısıldadı diyelim, isterseniz kafama antilop düştü. Ne dersin? Sebebi belki havanın güzelliğidir belki de doktor ağzından çıkan birkaç kelime... Neyse ne.  Sonuç olarak ben kendime yeni mikro hedefler belirledim. Üstelik de hiçbiri  kariyer, dünyayı kurtarma, öğreti vb tıngırtılar taşımıyor. Kısaca bir süreliğine kafamdaki antilop yuvasına geri dönene kadar, radikal olarak kendi heyecanlarımı ve mutluluğumu önemsemek istiyorum. Bir nevi yaz tatili edindim kendime: tek işim hayallerimi gerçekleştirme. İşte herbiri kişisel, her biri sadece beni mutlu edecek mikro planlarım: Sevdiğim insanlarla (yazar, oyuncu, müzisyen, dansçı vb.) tanışmak ama öyle kolay yoldan değil, bunu emek vererek ya...