Ana içeriğe atla

Merdiven Altı Kürtaj


Hayatta bazı şeyler vardır ki,
o şey'in bir parçasıysan hata yapma lüksün yoktur.
Sen bir "hata"dan potansiyel bir kitleyi döndürmek istiyorsan eğer;
başka bir hataya gebe kalmayacaksın.
Malum artık kürtaj büyük sıkıntı,
vallahi aldıramayız karnında büyüyen o iblis kanını!

Haber bu: Tebrikler Babacık
Elbette bilendim.
Ne babam var ne de planlarım arasında hamile kalıp da sonradan aldırmaya çalışasım.
Ama sinirlendim.
Öyle - böyle değil,
ciddi ciddi mideme kramp girdi.

İlk önce söylemeliyim ki bizim millet olarak yanlış anladığımız bir şeyler var.
Hani evinize yardımcı; arabanıza şoför; çocuğunuza dadı tutarsınız ya,
işte bu bakanlıklar da öyle bir şey.
Size itaat etmes; çalışması; halkının emektarı olması gereken kuruluşlar.
Ama kalkıp iktidara söylenmeyeceğim, zira bu çok uzun yıllardan beri bu şekilde işlemiyor.
Küçük esnaf da, inşaat işçisi de koca koca zırhlı lüks arabalara çalışıyor...

Bu telefona mesaj olayı sürpriz olmadı birçok kişiye; fişleme gerçeği zaten taraflarca da kabul edilmişti.
Maksat yıldırmak-caydırmak.
Malum genç kızlarımızın çoğu bilerek-isteyerek hamile kalıyorlar.
Çocuk aldırmak moda, bir de keyifli bir işlem ki sorma.
Maddi-manevi verdiği haz paha biçilemez.Yetişkin insan kararlarına (çocuğu istememe-otistik çocuğun hayata tutunması sorumluluğu vb.) hiç değinmiyorum bile. Çünkü daha önce işledim. (bknz: Kürtaj Yasağı)

Neyse,
Tebrikler Babacık'a gelince:
Bu ülke topraklarının altında şehitlerden sonra belki de en çok genç kız bedenleri-kadınlar yatıyor.
Türkiye dışarıdan kaçıncı gözükürse gözüksün; içerisinde hala 3.- 4. dünya ülkesi kıvamında.

En basit örneği ile:
her kim olursanız olun ve konu her ne olursa olsun,
hoşlanmayacağınız bir şeyi bir başkasından duyduğunuzda daha da çok bilenirsiniz.
Bu bir de bir babanın onurunu incitecek şekilde olursa.
Hele ki o baba zaten sert mizaçlı bir babaysa,
Tebrikler Babacık mesajına yanıt şu olur
"1 nüfus daha eksildi sayın bakanım"

Ya da bir diğer kötü senaryo:
merdiven altı kürtaj ve sonrası...

Nüfus artsın diye yatak odalarına kadar girip tavsiye verenler;
kürtaja değinip rahim ağzına da girerler elbet. Bu değil şaşırtıcı olan.

Cahillik; hamile kalmanın çocuk oyuncağı olması; "ne güzel şey kürtaj" değil benim savunduğum,
bir cenin kadar güvenliğinin önemi yok mu o hatalı kız çocuğunun?

En üzüldüğüm şey ise: hata ve korku insana daha ne hatalar yaptırır. Şimdi izbe-sıhhatsiz mekanlar kürtajdan köşeyi dönecek!

Yorumlar

  1. gittikçe batağa saplanan bir sağlık sistemi,özgürlük ve demokrasi anlayışı olduğunu gösteren zihniyet hala çocuk kandırdıklarını düşüne dursunlar durun bakalım bu arada hangi yandaşlarının cebini dolduracaklar?bekliyoruz görelim...

    YanıtlaSil
  2. gerçekten demokrasi olan ülkelerde demokrasi hiç konuşulmaz..

    önce çocuk sayısı belirlendi 3tü 5ti şimdi ise zorunluluk hale getirildi ebeveynlerinden baskı görecek olan hamile olan kızlar ya daha fazla şiddete ya da daha fazla hamile kalmaya yönlendirilecekler yani ölüm ya da sadece çocuk annesi gibi olmak dışında bir seçenekleri olmayacak.Zaten yozlaşmanın üst düzey olduğu tecavüzcünün cezalandırılmadığı zinanın yasak olmadığı bir ülkede eşeyli ya da eşeysiz olarak üremen farketmiyor olmalı gelecek daha karanlık bu sadece alacakaranlık..

    YanıtlaSil
  3. çocuk taciz ve tecavüzlerinde dünyada 2. sırada
    çocuk gelinler de dünyada 3. sırada
    kadın cinayetlerinde dünyada 1.sırada..
    ... yaşadığımız ülkenin karnesi..

    YanıtlaSil
  4. planlı gidiyorlar zamanla daha kötü şeyler de olacak sanırım.

    YanıtlaSil
  5. yukarıya byık takıyorlar aşağıya da sakal sen bul nereye tüküreceksin... ve biz avrupadan daha güçlyüz mesajları da hiç eksik değil tüm medyada...birden şaha kalktı osmanlı ruhu ve enteresan gelişmeler üst üste... hayırlı uğurlu ola yeni osmanlı impartorluğu temelleri.. dilerim temellerin betonu peşkeş değildir...veya içinde bizim canlarımız olmaz...

    YanıtlaSil
  6. Kadınların fikri alınmadan çok aceleci olunmamalıdır, katolikler gibiyiz, katı ve sert!

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Sen de kelimelerini benimle paylaşabilirsin.

Bu blogdaki popüler yayınlar

(Ç)Alıntı Blog

Dün gece paylaştığım son yazımın ardından uzun zamandır bakmadığım istatistiklerime bir göz atayım dedim. Gelen blog kanallarından birinin adı hoşuma gitti ve tıkladım. Yazdıkları da ilgimi çekince genel olarak bir göz gezdirdim. Derken, orada kendi yazımı gördüm: Hayal . Bende ki adıyla  Kırmızı Karavan , sevgili Dayatılan için yazdığım yazı. Benim   Hayat Ağacı ' m ve onun  Hayat Ağacı   Benden  Tanıştır Benimle  ve o ndan  Tanıştır Bizi   Ben diyorum  Nereye Varırsa (Lorensa) , ve o  diyor   Nereye Varırsa   Bu da onun bir yazısı, nasıl-ne yazdığına-alıntılara dair:  Yazıyorken Benim, yazılarımın bu sayfada olduğuna dair ne bir bilgim var; ne de herhangi bir yazımın altında ismim. Bu yüzden ilk karşılaştığımda düşündüğüm, iyi niyetle,  "belki de alıntı blogudur" fikrim değişti. Bir de bazılarının orjinal metninden biraz sıyrıldığını görünce dedim ki: alıntı ile çalıntı arasında çok ince bir...

Yanlışsın

An olur, hayattaki her şey sana yanlış gelir, 'ah' olur, sen hayattaki en yanlış şeysindir! Eve götürülen yanlış bavul gibi uyanırsın bir sabah, neredesin, içindekiler neden darmadağın edilmiş diye düşünmekten kafayı yersin. Ayılmak için girdiğin kahve dükkanında 'White Mocha' dökülür bacaklarına, tarlada güneşin kavurduğu aç çocuklardan yemek çalan işçilere dönersin. Gömülürsün dosyalara, kendini havaalanı kontrolüne takılmış free shop paketi gibi emanette hissedersin:  1 litreden fazla gelmenin borcunu ödediğin bu paradoksta, şu içi alkollü dışı ayık şişeler gibi yalnız ve konu mankenisin. Derken, yanlış yankesici soyar seni, çünkü sürekli yanlış zamanda yanlış yerdesindir. Bir yerlerde koza bırakan kelebeğin kanatlarına mandal taktıkça, kendi yankesicinin yevmiyesini ötekileştirdiğine parsellersin.  Özetle, salça üzerinde yeşermiş mikro orman gibidir hayatta kapladığın yerin; ayrıca yükselenin bile hesapta yanlış, zaten sandığın gibi 'baykuş' burcu bi...

MeSeNede seni çok bekledim

Nini şimdi oturum açtı.  Siz neredesiniz? Geçtiğimiz hafta sonu canım sıkıldı ve oturup eski yazılarıma baktım. Çoğu ne kadar da toy, nasıl da naifler. Dağınık cümleler, imla hataları... İnsan bir garip oluyor kendi yazılarını okurken; "o" günü, ne hakkında yazdığını anımsarken. Tam bir nostalji oldu benim için. Hani şu MSN'in adı her geçtiğinde ya da 90'lardan bir şarkı çaldığında düşen sıcaklık vardır ya içimize, ha' tam da o oldu. Isındım. Hele sizden/okurlardan aldığım yorumları okuduğumda... Bir de sözlüğümüz varmış; ismim altında ayaklarımı yerden kesecek yorumlarla... Tabii bu bahsettiğim 10 sene öncesi! Daha blog yazarlığının popüler olmadığı yıllarda, etrafımızda Instagram ünlüleri at koşturmazken yazıp okurdu burada insanlar. Hatta kemikleşmiş bir kadro bile vardı. (gülücük) (Bakın, bu gülme efektim de geçmişten, hatırlayan vardır belki) Peki, bunca yıl içerisinde hiç yazmadım mı? Yazdım. Ancak, buraya taşımadım. Şimdi yeniden heveslenmişke...