Ana içeriğe atla

Kajin ve Kemal - Van Depremi

...
bir an için afalladım ve "neden" diye sordum...

"neden mi? Kajin benim arkadaşımdı, buraya taşındığımızdan beri hep beraberdik. ama artık ayrıyız çünkü o gitti! uzun zamandır yoktu ama dün gece rüyamda beni ziyarete geldi. uzaklarda bir yerden bana sesleniyordu. duyamıyorum seni Kajin, bir daha söyle dedim ama sesim çıkmadı. birden omzuma eliyle dokundu. başta korktum ama sonra sevindim, iyi görünüyordu.
"şimdi duyabiliyor musun beni Kemal?" 
duyuyordum ama şaşkındım, cevap vermedim, sustum.
"üşüyor musun?" diye sordu gülümseyen gözlerleriyle. sonra teker teker yeni oyuncaklarıma dokunarak polis arabamı bir ileri bir geri sürdü durdu. bir ara kafasını kaldırıp yüzüme baktı ve yine gülümseyerek sordu:
"sirenleri çalışıyor mu bunun?"
hayır, sirenleri yok hem sessiz ol herkes uyanacak diyecektim ama diyemedim.
şaşkındım, cevap veremedim, sustum. kırmızı, mavi ışıklarla aydınlandı çadırın karanlığı. bir yandan da kulak dolusu polis sireninin çığlığı. ama nasıl olur? benim polis arabamın sirenleri bozuk! o an anladım bu bir rüya, aslında Kajin yoktu.
sonra elinde bir oyuncak bebek belirdi, ne işi var bebeğin burada, benim değil bu nereden buldu?

"hep istediğim gibi bir bebek.  bu benim olsun mu?"
olsun demek istedim, senin olsun bu bebek Kajin! diyecektim ama diyemedim, şaşkındım, cevap veremedim, sustum.

"okula devam ediyor musun Kemal, yeni şeyler öğrendiniz mi?"
bilmiyor mu sanki okulum artık yok, yerle bir. öğretmenim öldü. boş bir sayfam bile yok. ne diye soruyor bunu şimdi...
"biliyorum Kemal ama sen üzülme. yine gideceksin okuluna, yine bize gelip öğreteceksin öğrendiklerini bana"

sesim çıkmıyor ki, beni nasıl duyuyor?
"neden şaşırdın Kemal? sen de beni duyuyorsun"
evet ama sen benimle konuşuyorsun. hem ...
"ben ölmedim Kemal, beni sen kurtardın unuttun mu?"
hayır, kurtuldun ama sonra yine öldün sen, üşüdüğün için öldün Kajin!
"hayır Kemal, sen kerpiç yığınından gelen sesimi duydun ve ben kurtuldum"
tamam ama sonra öldün sen, üşüdüğün için öldün sen
"hayır kemal, ben üşüdüğüm için ölmedim. sakın korkma sen. artık sıcak, her yer çok sıcak"
bu bir rüya ama çok üzücü. uyanmak istiyorum. Kajin'i çok özledim ama artık onu görmek istemiyorum! 
"gidiyorum Kemal, ne olur üzülme"
bir yandan korkuyor bir yandan da gitmesini istemiyordum. ne git ne de gitme diyebildim. şaşkındım, sustum.
"beni unutma olur mu, yine bana okulda öğrendiklerini öğret. hem daha andımızı öğrenemedim. bir de, bu bebek benim olsun mu? "
yine bir şey söyleyemedim, o yüzüme baktı ve gülümsedi
"annem, babam, kardeşimi de öp benim için, üzülmesinler. ben çok iyiyim, hem artık çok sıcak" 
Kajin tekrar gelecek misin? diye sordum yine içimden...
"hava çok mu soğuk, üşüyor musun Kemal? üşüme "
seni tekrar görecek miyim Kajin?
"hava çok soğuk ama sen sakın üşüme Kemal"
Kajin gitme, gelmişken tekrar gitme diye ağlamak istedim. o ise bebeği battaniyenin altına koyarken  son sözünü söyledi ve gözden kayboldu...
"beni unutma ve sakın üşüme Kemal"

"şimdi beni anladınız mı? işte bu yüzden bu bebeği istiyorum ben. Kajin hep böyle bir bebeği olsun isterdi. bana verdiğiniz bütün oyuncakları alın geri. ben sadece bu bebeği istiyorum. bu gece geldiğinde battaniyenin altında uyuyan bebeği görsün ve sevinsin. bir de  kağıt, kalem ve fener lazım bana. karşılığında montumu veririm. yüzüme öyle bakmayı bırakın da artık istediklerimi verin. daha gidip ailesini öpmem lazım..." 


... diye cevap verdi. İşte o an her şey için çok geç olduğunu, getirdiğimiz kolilerce yardımın asla kalplerindeki yaraları sarmakta fayda sağlamayacağını anladım. Ufacık bir çocuğun gözlerinde ve sözlerinde boyunu aşan bir yürek, özlem ve öfkeyi gördüm. 2 gün önce parlayan çocuk gözleriyle yine benim elimden aldığı oyuncakları bu sabah geldi ve kendi elleriyle bana iade etmek istedi. Anlattıklarından sonra hepimiz neye uğradığımızı şaşırdık. Bir anlık duraksamamın ardından ne istediyse yaptım. İstediğinin aksine ne oyuncaklarına dokundum, ne de bu soğukta üstünden fırlattığı kendisine 1 beden küçük gelen montuna. Karşılıksız gördüğü iyiliğe şaşırmış olacak ki o fevri çocuk birden boynuma sarıldı. Soğuktan kızarmış gözleriyle gülümseyerek teşekkür etti. Kendisi ve arkadaşı Kajin adına... Şimdi biri bana söylesin, kim nasıl unutturabilir Kemal ile Kajin'in hikayesini bana...



Yorumlar

  1. ninicim mükemmel bir yazı olmuş inan gözlerim doldu okurken kalemine sağlık yüreğine sağlık canım böyle yazanları gördükçe yazmak dünyanın en güzel şeyi diyorum ve gülümsüyorum...

    kajine ve kemale kocaman sevgiler...

    YanıtlaSil
  2. hüzünlü olmus,umarımki oradaki insanlarda hayallerine ulasabılırler,hayat hem güzel,hem hüzünlü..bi tuhaf oldum.

    YanıtlaSil
  3. #Reçelim Kajin ve Kemal'i benimsemene çok sevindim. onlar gibiler için elimizden başka bri şey gelmiyor belki ama kalemimizde yer veriyoruz. dediğin gibi bu da güzel ve rahatlatıcı bir şey...

    #Biricit umarım... insan kendi kendine düşünüyor, hüzün neden yaşanıyor diye ama sanıyorum ki dünyanın dengesi bu. ama neden hep aynı insanlar maruz kalıyor hüzne onu sorgulamadan duramıyorum...

    YanıtlaSil
  4. Adsız19:10

    Vaov! nini'm döktürmüşsün yine mükemmel olmuş. ellerine sağlıık:)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Sen de kelimelerini benimle paylaşabilirsin.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yanlışsın

An olur, hayattaki her şey sana yanlış gelir, 'ah' olur, sen hayattaki en yanlış şeysindir! Eve götürülen yanlış bavul gibi uyanırsın bir sabah, neredesin, içindekiler neden darmadağın edilmiş diye düşünmekten kafayı yersin. Ayılmak için girdiğin kahve dükkanında 'White Mocha' dökülür bacaklarına, tarlada güneşin kavurduğu aç çocuklardan yemek çalan işçilere dönersin. Gömülürsün dosyalara, kendini havaalanı kontrolüne takılmış free shop paketi gibi emanette hissedersin:  1 litreden fazla gelmenin borcunu ödediğin bu paradoksta, şu içi alkollü dışı ayık şişeler gibi yalnız ve konu mankenisin. Derken, yanlış yankesici soyar seni, çünkü sürekli yanlış zamanda yanlış yerdesindir. Bir yerlerde koza bırakan kelebeğin kanatlarına mandal taktıkça, kendi yankesicinin yevmiyesini ötekileştirdiğine parsellersin.  Özetle, salça üzerinde yeşermiş mikro orman gibidir hayatta kapladığın yerin; ayrıca yükselenin bile hesapta yanlış, zaten sandığın gibi 'baykuş' burcu bi...

(Ç)Alıntı Blog

Dün gece paylaştığım son yazımın ardından uzun zamandır bakmadığım istatistiklerime bir göz atayım dedim. Gelen blog kanallarından birinin adı hoşuma gitti ve tıkladım. Yazdıkları da ilgimi çekince genel olarak bir göz gezdirdim. Derken, orada kendi yazımı gördüm: Hayal . Bende ki adıyla  Kırmızı Karavan , sevgili Dayatılan için yazdığım yazı. Benim   Hayat Ağacı ' m ve onun  Hayat Ağacı   Benden  Tanıştır Benimle  ve o ndan  Tanıştır Bizi   Ben diyorum  Nereye Varırsa (Lorensa) , ve o  diyor   Nereye Varırsa   Bu da onun bir yazısı, nasıl-ne yazdığına-alıntılara dair:  Yazıyorken Benim, yazılarımın bu sayfada olduğuna dair ne bir bilgim var; ne de herhangi bir yazımın altında ismim. Bu yüzden ilk karşılaştığımda düşündüğüm, iyi niyetle,  "belki de alıntı blogudur" fikrim değişti. Bir de bazılarının orjinal metninden biraz sıyrıldığını görünce dedim ki: alıntı ile çalıntı arasında çok ince bir...

MeSeNede seni çok bekledim

Nini şimdi oturum açtı.  Siz neredesiniz? Geçtiğimiz hafta sonu canım sıkıldı ve oturup eski yazılarıma baktım. Çoğu ne kadar da toy, nasıl da naifler. Dağınık cümleler, imla hataları... İnsan bir garip oluyor kendi yazılarını okurken; "o" günü, ne hakkında yazdığını anımsarken. Tam bir nostalji oldu benim için. Hani şu MSN'in adı her geçtiğinde ya da 90'lardan bir şarkı çaldığında düşen sıcaklık vardır ya içimize, ha' tam da o oldu. Isındım. Hele sizden/okurlardan aldığım yorumları okuduğumda... Bir de sözlüğümüz varmış; ismim altında ayaklarımı yerden kesecek yorumlarla... Tabii bu bahsettiğim 10 sene öncesi! Daha blog yazarlığının popüler olmadığı yıllarda, etrafımızda Instagram ünlüleri at koşturmazken yazıp okurdu burada insanlar. Hatta kemikleşmiş bir kadro bile vardı. (gülücük) (Bakın, bu gülme efektim de geçmişten, hatırlayan vardır belki) Peki, bunca yıl içerisinde hiç yazmadım mı? Yazdım. Ancak, buraya taşımadım. Şimdi yeniden heveslenmişke...