Ana içeriğe atla

en keyifli ayrılık melankolisi



ne kadar olabilir ki? 3 santim. belki de 4... sadece ama sadece 3-4 santimlik bir araklıktan sızan güneş ışığıyla bile kışkırıyorum sana karşı. bu perdeler dün gece sımsıkı kapanmıştı oysa, gitmeden önce sen mi açtın? sana soruyorum, sana söyleniyorum. hem de evde olmadığını bile bile. alışkanlık fena şey, dırdırım geldi bak yine... 

uyanmak için çok erken. gömüyorum yastıklara yüzümü. hepsi benim, bütün yastıklar benim. kollarım bacaklarım açık, kar meleği gibi yatıyorum yatakta. yine de dolduramıyorum. bir gecede büyümüş, kocaman olmuş sanki. ya da ben sonunda zayıfladım. 
fayda etmiyor pofuduk yastıklar, o 3-4 santim yetti bana, uyandım! saat kaç? 
...

kışın tek güzel yanı soğuk, buz gibi bir su çarpıyor her sabah suratıma. bir o, bir de koyu kahve. ha tabii bir de senle başlar(d)ım her güne. sen neyse de, o muhteşem ikili bana lazım yine:
 1, 2, 3 ve 4 su çarpışı yüzüme. 4 soğuk su darbesi. aklıma gelmişken; resmen 3-4 santimlik bir aralık uyandırdı beni! 

bence çok güzelim bugün. aynada gördüğüm bu yüz, bu ıslanmış yüz... evet! kesinlikle çok güzel bir kadınım ben. vitrindeki porselen bebek gibi! bembeyaz yüz üzerinde kırmızı iki dudak. aynı ben değil mi o bebek? tek fark göz altındaki şişlikler. bir de kırmızı ruj. bir de iri gözler... neyse ki kafeinli kapatıcım da yetişti imdadıma: artık iyiyim. çok iyiyim.
...
çok iyi, güzel ve  aç bir kadınım ben.


ilk önce sert bir kahveye ihtiyacım var, işte en sevdiğin kupan... ne yesem acaba, kepekli tost? yok, hayır! beyaz ekmek istiyorum ben en sıcağından. bir de nutella; kaşık kaşık kaşıklamak için. neden kuru kuru tost yerdim ki her sabah? saçmalık. yazık bana. bundan böyle umurumda değil kaloriler, ne de olsa ben her halimle güzelim. hem o yatağa da karşı koyabilmem lazım. çünkü gitgide büyüyen bazam, sanıyorum ki beni içinde yutmayı planlıyor.
...
burada da yok, burada da, burda da..! senin için nutella almaktan vazgeçtiğime inanamıyorum. alışverişe çıkmak şart oldu. ama ilk önce kahve. koyu bir kahve... su ısınırken biraz da müzik! günün anlam ve önemine en yakışanından. evet! istediğim tam da bu şarkı! son ses ve takrar modu açılmalı!
...
kahvem de hazır. birkaç yudum kahve, biraz müzik ve dans. harika bir güne başlangıç oldu bu. şimdi mutfağa ayna alana dek istikamet salon! 
...
uuppss!
bu kadar coşarsam olacağı budur. biraz sıcak biraz da lekeli bir halde yanıyorum. peki, ne diye duruyorum? hemen çıkarmam lazım bu kahveli gömleği. 
bu arada böyle özgürce dans etmek amma da zevkli! 
biraz serin ama keyifli. 
bir dakika, bu senin gömleğin. alışkanlık işte, uyku sersemi üstüme geçirmişi.
tuh! bu saatten sonra çıkmaz da lekesi.
madem öyle,
en sevdiğin gömleğiniyer bezine terfi ettirmeli,
ama önce dansa devam etmeli...
...

bak sen şu işe, hayret ettim!
şimdi de kupan  kırıldı. 
yazık oldu,
tuh...



                                            "someday......♫♪"
...

bugün de yine her gün gibi bir gün... ve ben bu gün de 3-4 santimlik aralığa rağmen çok güzelim...



Yorumlar

  1. Herhangi bir yerde Mavi etiketi göremediğim için mutluyum. :)

    Hayal ürünü de olsa tarz bi' yazı olmuş, minicik bi' delikten süzülen ışığa duyarlı, diğer taraftan bir o kadar da umursamaz görünmeye çalışan aşk kırıntısı... Bence bu kişi, bir kırıntı evet; henüz bir bütün olmayı başaramamış. Zira insan gerçekten umursamadığında, gidenin bardağından kilolarca kahve içebiliyor; o derece hissiz oluyor.

    Hayalindeki kahraman, ciddi bir aşk acısı içinde madem; bol şans ona. Çok değil, az zaman sonra üstündeki gömlek de çekmeyecek dikkatini, -varsa- kırılmamış diğer bardaklar da... Sabretsiz biraz daha. :)

    YanıtlaSil
  2. Sheydosh merhaba öncelikle:)

    muhteşem yaklaşmışsın ve çok net yakalamışsın karakteri. tasarladığımı doğru ifade edebildiğime mi sevineyim senin sıcaklığına mı bilemedim:)
    bence de sabretmeli bütün bu karaktere benzeyenler, sevgilerr

    YanıtlaSil
  3. Adsız15:43

    Selam! ellerine sağlık çok güzel yazmışsın.. geniş vakit bulduğum bi zaman yazılarını okumak istiyorum. gerçekten keyifliydi..

    YanıtlaSil
  4. çok sevinirim, teşekkür ederim misisipi...

    ben de şimdi seni keşfediyorum:)

    YanıtlaSil
  5. Çok beğendim, anlatırken seçtiğiniz kelimeler ve kullandığınız fotolar o kadar isabetli olmuş ki sanki okumuyorum da film izliyorum hissi yarattı, gözümde canlandı yazdıklarınız film karesi gibi :) Saygılar.

    YanıtlaSil
  6. Pesimist çok teşekkür ederim. Beğenmen ve iltifatların önemli benim için.
    İyi bir yıl geçirmen dileği ile, sevgiler..

    YanıtlaSil
  7. yazilarina hayran oldum, ustelik daha bir kac tanesini okudum,genis bir zamanda hepsini okurum,insallah.;ama su bir gerçek sen mutlaka ,yazmalisin :siir ,hikaye,niye olmasin belkide iradeliysen roman. hiç olmassa, sarki sozleri yazmalisin ,bu hisleri, duygulari,acilari ifade edebilmek ,herkesin imkani degil. keyfli yazilar ninicim ;)

    YanıtlaSil
  8. Eda,
    öncelikle hoşgeldin!
    Çok çok teşekkür ederim, çok güzel şeyler söylemişsin! Mutlu oldum!

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Sen de kelimelerini benimle paylaşabilirsin.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ah.

Psikolojik ve sosyolojik bir mücadelenin içindeyiz... Bundan yıllar önce, 2012'de, bir yazı okumuştum. Tam da Dağlıca (okumak için tık tık ) olayının ardından. Yeniden kendini sıklıkla hatırlatmaya başlamıştı terör. Linklediğim yazımda bir liste var, o sıralarda "sadece" beş satır. Şimdi listelemeye kalksam yanımda durup buz kesmiş elimden tutacak cesaretiniz var mı?  ... Okuduğum o yazıda şöyle bir şey diyordu yazar: Günümüz Türkiye’sinde terörün gündelik haberler arasında yer almaya başlaması ve toplumun buna sessiz kalması, bir toplumun yok olmasının yolunun o toplumun değer yargılarını aşındırmaktan geçtiği gerçeğini akıllara getirmektedir. Ne kadarı doğru?  Aşındığımız kesin. Peki, aşınan gerçekten değer yargılarımız mı? Neden sessiz kalıyoruz? Umursamıyor değiliz. Üzülmüyor değiliz. Görmüyor değiliz. Hatta 2012'den farklı olarak artık ölmüyor da değiliz. O halde olan ne? Kanıksıyoruz.  (TDK /1. -i Çok tekrarlama sebebiyle etkilenmez ...

Mini Sohbet - Huzur

ben burada olmak istiyorum.  stresten, işten, kalabalıktan, internetten, haberlerden, matkap sesinden, topuklu ayakkabıdan, ailemden, kavgadan, sevgilimden, dostumdan, dedikodudan... her şeyden uzakta. şimdi sen bunu okuyorsun ya, ben burada olup senden de uzak kalmak istiyorum. sevdiğim-sevmediğim ne varsa düşsün 5 dakikalığına yakamdan. söz güneşi batırıp geri döneceğim bensiz sahteliği eksik kalacak dünyaya ama şimdilik bi destur! müzik bile benimle olmasın bu defa. sadece rüzgar, dalga ve yengeçlerin ayak sesleri... kıyafetlerimi de atayım ki kenara, esintiyle üzerime bulansın kum taneleri. ...    1... ...2... ...3... ...4... ...5 . uyanış (bknz: beyaz yatak )

Benimle Dans Et

"Benimle dans eder misin?" Ne de güzel bir soru değil mi, bir de düşünsene tanımadığım sana, birine benim ağzımdan döküldüğünü. Komik mi olur yoksa çekici mi bilemiyorum ama bence çok eğlenceli... Bu teklifim her ne kadar yurdum kültüründe kabul görmese de, tamamen masumca. Ama itiraf etmeliyim ki genç bir kadın olarak, aklım karşı cinsten hoşlanmaya erdiğinden beri en büyük hayalim, ilgimi çeken adamı dansa kaldırmak. Sanmayın ki öyle tango, vals, romantizm vb. Basbaya coşmak, eğlenmek, gülüşmek.Hem iddialı hem de heyecan verici, dominant bir hareket (gülücük) Dans bana sadece aşk meşk flört çağrıştırıyor gibi durdu ama aslında öyle değil. Ben çok sevip ısındığım kadın ya da adam, herkesle dans etmek isterim. Annem ve onun lise arkadaşlarıyla da içip deli gibi dans ettiğimi; hiç tanımadığım biriyle dans ederken tanışıp, sonradan onu kendime dost edindiğimi de (nam-ı diğer Beatrice) bilirim. Mesela şimdi bunları okuyorsun ve ben senin gerçekte kim olduğunu bilmi...