Ana içeriğe atla

Rüyada Atatürk'ü Görmek

Gecelerim gündüzlerimden daha yorucu geçiyor. Hemen kafanızı yormayın, mental anlamda. Rüyalarım öyle karışık, öyle değişken, öyle yorucular ki uyanınca her birini yeniden hatırlıyor olmak daha da tüketiyor. Her sabah 'nasıl bir hayal gücüm var', 'aşk olsun bilinç altım' sözleriyle güne başlıyorum. Fakat bu güne başlayışım, dün geceki rüyam çok ama çok değişikti. Ben birini çok sevmeme rağmen, rüyamda ilk kez görmüştüm. Onunla tanışma, canlı kanlı görme imkanına sahip olamamış olsam da, sanki rüyamda onun aldığı nefese şahit olmuştum. Ben rüyamda Mustafa Kemal Atatürk'ü gördüm...

Ben aynı insanım, anı yaşta, aynı boyda, aynı düşüncelerde. Sadece üzerimdeki kıyafetler farklı ve zaman oldukça geride. Bir istasyondayım. Siyahın en mat ve kapkara tonunda bir tren var yanımda. Eski tip bir tren. Vagonunun içine elleriyle kömür atıyor Atatürk. Yaşlanmış. Gömleği ter içinde kalmış, buz gibi bir hava. "Ne yapıyorsunuz?" diyorum, ellerinden almaya çalışıyorum. Sadece gülümsüyor, ses çıkarmıyor. (Rüyama göre o vagon trenin çalışması için gereken enerjiyi sağlayacak olan kazan dairesiymiş)

 Nasıl olur bir tek ben mi yadırgıyorum bu durumu diye gelen geçenin yüzüne bakıyorum. Herkesin derdi sadece trenden yer kapmak. Sonra Atatürk eliyle bana git işareti yapıyor. Anlıyorum ki tren hareket edecek, yerimi almalıyım. İçim burkuluyor, acaba o da gelecek mi düşüncelerimin arasında trenin ön kapısına yürüyorum. Yürüdükçe başım dönüyor, güçsüzleşiyorum. Trene ilk adımımı attığımda uğultu duyuyorum, belli ki çok kalabalık. Sonra sanki birileri bana ön koltuğa oturma diyor, sanki sağlam değil ve tehlikeli. Gözümü dikiyorum, adımlarım git gide zorlaştığından kendimi zar zor o koltuğa atıyorum. Sonra aklıma insanların oraya oturma dediği geliyor ve ben ikili koltukta, koridor tarafına kayıyorum. Bir nebze de olsa korunurum, camdan fırlamam diye düşünüyorum...
kara tren

Sonra makinist "Hadi gel artık seni mi bekleyeceğiz?" diye bağırıyor ve cümlesi bitmeden Atatürk trene ayak basıyor. Nasıl yorgun, nasıl üşümüş. Ağzı, burnu, elleri kömür isi, karası. Mutlu oluyorum geldiği için. Yüzüne bakıyorum, elimle gözlerinin altındaki yaşları siliyorum. Soğuktan gözleri yaşarmış olmalı diye düşünürken yüzüme gülümsüyor. Bir şefkatle elimi iki avcunun arasına alıp sıkıp bırakıyor, adeta teşekkür ediyor...

Tren hareket ediyor ve yola çıkıyoruz. Dümdüz, tertemiz bir asfalt üzerinde gidiyoruz. Tren rayları yok."Nasıl olmaz" diyorum; "belki de geçmişte ray yoktu..."  Kendi kendimle tartışırken git gide hızlanıyoruz. İnanılmaz bir korku kaplıyor içimi. Atatürk'e sarılmak istiyorum ama o koskoca Atatürk, olur mu hiç diyorum. Korktuğumu anlıyor ve yüzüme bakıp yine gülümsüyor. Neden konuşmuyor hiç diye düşünüyorum. "Neden hiç sesini duyamıyorum?" diye sorarken sesim titriyor. Ölesiye korkuyorum trenin aldığı hızdan. Tüm o korkularımın arasında içimden geçen şey şu: "Atatürk hakkında neredeyse her şeyi okudum, tarihinde böyle bir tren kazası yok, korkma nini."
 Hızlı bir şekilde, asfalt üzerinden trenle aldığımız yolda ilerlerken uyanıyorum.
...

Rüya ama, hepsi gerçekmiş gibi...

Yorumlar

  1. Alt tarafı bir rüya deyip geçme sevgili nini. O'nun kurup, yüceltip bize emanet ettiği cumhuriyeti koruyamadık, eli yüzü kurum içinde. Raydan çıkmış ve asfalt üzerinde kontrolsüz ve olanca hızıyla giden treni durduracak olan yine, yannda bulunan ve ellerini tutan, sarılmak istediğin kişinin suretinde biçimlenen ona bağlı nesillerdir.

    YanıtlaSil
  2. Rüyayı reele ne de güzel bağladın Hektor. Senin gibi insanlarla iletişimde bulunabildiğim için şanslı sayıyorum kendimi. Keşke herkes gözünü açabilse...

    YanıtlaSil
  3. hayırdır ınsallah ninicim hektora katılıyorum,ılgınc ve mesaj verıcı bı ruya gormussun

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Sen de kelimelerini benimle paylaşabilirsin.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ah.

Psikolojik ve sosyolojik bir mücadelenin içindeyiz... Bundan yıllar önce, 2012'de, bir yazı okumuştum. Tam da Dağlıca (okumak için tık tık ) olayının ardından. Yeniden kendini sıklıkla hatırlatmaya başlamıştı terör. Linklediğim yazımda bir liste var, o sıralarda "sadece" beş satır. Şimdi listelemeye kalksam yanımda durup buz kesmiş elimden tutacak cesaretiniz var mı?  ... Okuduğum o yazıda şöyle bir şey diyordu yazar: Günümüz Türkiye’sinde terörün gündelik haberler arasında yer almaya başlaması ve toplumun buna sessiz kalması, bir toplumun yok olmasının yolunun o toplumun değer yargılarını aşındırmaktan geçtiği gerçeğini akıllara getirmektedir. Ne kadarı doğru?  Aşındığımız kesin. Peki, aşınan gerçekten değer yargılarımız mı? Neden sessiz kalıyoruz? Umursamıyor değiliz. Üzülmüyor değiliz. Görmüyor değiliz. Hatta 2012'den farklı olarak artık ölmüyor da değiliz. O halde olan ne? Kanıksıyoruz.  (TDK /1. -i Çok tekrarlama sebebiyle etkilenmez ...

Mini Sohbet - Huzur

ben burada olmak istiyorum.  stresten, işten, kalabalıktan, internetten, haberlerden, matkap sesinden, topuklu ayakkabıdan, ailemden, kavgadan, sevgilimden, dostumdan, dedikodudan... her şeyden uzakta. şimdi sen bunu okuyorsun ya, ben burada olup senden de uzak kalmak istiyorum. sevdiğim-sevmediğim ne varsa düşsün 5 dakikalığına yakamdan. söz güneşi batırıp geri döneceğim bensiz sahteliği eksik kalacak dünyaya ama şimdilik bi destur! müzik bile benimle olmasın bu defa. sadece rüzgar, dalga ve yengeçlerin ayak sesleri... kıyafetlerimi de atayım ki kenara, esintiyle üzerime bulansın kum taneleri. ...    1... ...2... ...3... ...4... ...5 . uyanış (bknz: beyaz yatak )

Benimle Dans Et

"Benimle dans eder misin?" Ne de güzel bir soru değil mi, bir de düşünsene tanımadığım sana, birine benim ağzımdan döküldüğünü. Komik mi olur yoksa çekici mi bilemiyorum ama bence çok eğlenceli... Bu teklifim her ne kadar yurdum kültüründe kabul görmese de, tamamen masumca. Ama itiraf etmeliyim ki genç bir kadın olarak, aklım karşı cinsten hoşlanmaya erdiğinden beri en büyük hayalim, ilgimi çeken adamı dansa kaldırmak. Sanmayın ki öyle tango, vals, romantizm vb. Basbaya coşmak, eğlenmek, gülüşmek.Hem iddialı hem de heyecan verici, dominant bir hareket (gülücük) Dans bana sadece aşk meşk flört çağrıştırıyor gibi durdu ama aslında öyle değil. Ben çok sevip ısındığım kadın ya da adam, herkesle dans etmek isterim. Annem ve onun lise arkadaşlarıyla da içip deli gibi dans ettiğimi; hiç tanımadığım biriyle dans ederken tanışıp, sonradan onu kendime dost edindiğimi de (nam-ı diğer Beatrice) bilirim. Mesela şimdi bunları okuyorsun ve ben senin gerçekte kim olduğunu bilmi...