Ana içeriğe atla

Bir Kadının Ayrılık Gecesi

 Ağlamaktan nefret ediyorum!
 Bana yaşattıkların için senden nefret ediyorum. Sana aşık olduğum için kendimden nefret ediyorum. Bana aldığın saatten, seni hatırlayan beynimden, yoksun diye üzülen kalbimden nefret ediyorum. İyi ki bitti, iyi ki kurtuldum senden. Meğersem ben ne aptalmışım da senin gibi birini sevmişim. Meğer sen ne inanılmaz, ne güvenilmez bir insanmışsın! Keşke seni hiç tanımamış olsaydım. Seni tanımama neden olduğu için en yakın dostumdan bile nefret ediyorum! "Aaa neden ayrıldınız ki, siz çok yakışıyordunuz" diyen arkadaşımdan, "iyi ki de ayrılmışsın kızım, o adam seni çok üzüyordu" diyen annemden nefret ediyorum.

 Bana bunları neden yaşatıyorsun?  Hiç mi sevmedin beni? Kimbilir ne yapıyorsundur şimdi. Evinde bile değilsindir sen, kesin dışarı çıkarmıştır o arkadaşların seni. Sen gezip, eğlenirken ben burada evdekilere duyurmadan ağlamak için yüzümü yastıklara gömüyorum. Yatağımın üstündeki yastıklarım var ya, hepsi sırılsıklam. Bir tek kuru olan, sevgililer gününde hediye almadın diye surat astığımda "yeter be" deyip benzinciden aldığın, üzerinde 'seni seviyorum' yazan ve arkasında lekesi olan kalpli yastık. Kuru çünkü yerde. O yalancı yastığını aldım ve yere fırlattım. Fırlatmakla kalmadım üzerinde zıpladım. Öyle çok zıpladım, onu öyle bir kinle ezdim ki sağ ayak bileğim hala sızlıyor. Düşününce delirecek gibi oluyorum, baksana yastığın bile canımı yakıyor! Ama değdi. Sevmiyorum onu da, aynı seni sevmediğim gibi. Eskiden de sevmezdim zaten. Çünkü kadifeydi. Kadifeye dokunamadığımı bile bile vermiştin onu bana! Dokunabilsem içindeki pamuklara kadar söküp atarım. Keşke dokunabilsem...

ayrılık
 Seni düşünüyorum. Biliyorum bugünü bir atlatsam silip atacağım seni. Hem sen kimsin ki. Benim gibi birinin kıymetini bilemeyensin, yalancısın, sevilmeyensin. Senin için döktüğüm gözyaşlarıma yazık. Şu halime bak. Gözlerim balon gibi. Buz koymazsam iki gün geçmez bu halim. Mutfağa gitmem lazım. Ama gidemem ki. Senin yüzünden bütün ev ayakta. Annemin çıtlayan diz kapağının sesi kulağımda. Kapıma gelip gelip, geri dönüyor. Babam da homurdanıp duruyor! Offf! Senin yüzünden hepsi! Yalnız kalmak istiyorum!

 Bu değil, bu değil, bu değil, bu değil ...!
 Müzik listemde seni hatırlatmayacak tek bir şarkı yok. Radyoyu açıyorum, kanallar bile sanki alay ediyor, sana çalışıyorlar. Her şarkı mı seni hatırlatır! Sesimi bastırsın diye açıyorum, daha da hıçkırmama neden oluyor bu gözü kör olasılar! Şarkılardan da nefret ediyorum! En az haftada bir senin yüzünden şişen gözlerimden, sen yoksun diye bulanan midemden, değiştirmek zorunda olduğum facebook profilimden nefret ediyorum! Saçlarım. O çok sevdiğim, çok sevdiğin saçlarım. Ben gidiyorum derken dumanında kaybolduğun sigaran yüzünden saçlarımdan da nefret ediyorum. Sigara kokuyorlar! Sabah olsun onları da keseceğim. Şimdi olmaz, yapamam. Bir de onlarsız kalamam. Hayır. Kesmeme gerek yok. Yıkarsam çıkmaz mı ki? Çıkar. Koku bu çıkar. Sen? Ne yaparsam atarım seni kalbimden, zihnimden, vücudumdan!

 Seni aramak istiyorum. Sesini duymaya ihtiyacım var. Sadece bir kez duysam yeter çünkü bitti. Ben de istemiyorum artık seni. Bitti. Değilim artık. Ben senin 'güzelin' değilim. Ama niye değilim?!? Kilo mu aldım, çok mu çirkinleştim? Sana hep surat astığım için mi? Çok mu kıskanıyorum, çok mu bunaltıyorum seni? Sen bana yeter ki yeniden güzelim de, sana söz karışmayacağım kimle görüştüğüne. İstediğinle konuş. Ama yok. O hariç, o şıllık hariç! İstemiyorum o kadını. Şimdi onun yanında mısın yoksa? Kesin akbaba gibi üşüşmüştür başına. Tabii ya, ona gittin sen! Unuttun hemen beni!

 Kusmak üzereyim. Şimdi yanımda olsan nasıl da gülerdin bana o yayvan ağzınla çirkin çirkin. Keşke olsan... Hem şimdi burada olsan nutkun tutulur, karşımda boynun bükülürdü. Ben de sana döner derdim ki:"sevgiliniz rakısını sek içerken size sulu içmek yakışık kaldı mı beyfendi". Hatta daha da iyisi olurdu şimdi gelsen, keşke gelsen de görsem yüzünün alacağı hali. Senin o narin dediğin sevgilinin 35liğini nasıl şişeden içtiğini!! Ahh ah! Gelsen sana bir itirafta da bulunurdum. Derdim ki "sevgilim sen bakma benim sek içtiğime. Ben hayatımda ağzıma rakıyı sürmemiştim sen o fasıl gecesi "helal olsun sana, senin mi o sek rakı" diye sorana dek. Sen sordun, ben evet dedim. Sen gülümsedin, ben ilk yudumumu içtim. Sonra bir daha da gerçeği itiraf edip suyla içemedim." Nereden bilebilirdim ki gözlerine kapılıp seninle birlikte olacağımı. Ama olduk. İyi ki de olduk. Sayende bu acı suyu keşfettim. Tanıştırayım kendisi bugünkü en yakın dostum! Bu gün kıyamadı bana, daha bir hafif tadı, daha az sanki kokusu. O değil de, midem bulanıyor sevgilim, fena oldum kesin burnum kırmızı şu an. Aynaya bakamam ama. Bakarsam o balon gözlerimi görürüm. Görürsem senden nefret ederim...Sevgilini görsen diyorum hala ama değilim ki... Ben senin güzelin bile değilim ki... Yalancısın işte! Hani hep yanımda olacaktın. Şimdi yoksun! Artık hiç olmayacaksın. Bir başka kadının gözlerine bakıp, o kocaman ellerinle bir başkasının saçlarını okşayacaksın. Allah bilir ona güzelim de dersin sen. Nefret ediyorum senden! Nefret ediyorum seni düşünmekten! Nefret ediyorum 'güzelim' diyerek seveceğin yeni sevgilinden!

 Düşündüm de bu gece ne çok şeyden nefret ediyorum ben...Nefret ediyorum düşünmekten! Nefret ediyorum dönen başımdan! Nefret ediyorum çalan şarkılardan! Nefret ediyorum biten rakıdan! Nefret ediyorum ayrılıktan! Nefret ediyorum o şıllıktan! Nefret ediyorum yokluğundan! Nefret ediyorum aldığım kilolardan! Nefret ediyorum şu an, bu yaşıma rağmen merakla kapımı tıklatan annemden! Nefret ediyorum beni sevmiyor oluşundan! Nefret ediyorum ağlarken çıkardığım seslerden! Nefret ediyorum durmadan akan burnumdan! Nefret ediyorum seni her an kendi kendine arayabilecek olan akılsız telefonumdan! Nefret ediyorum tüm bu düşüncelerimi arayıp sana anlatabilecek olan ağzımdan! Nefret ediyorum bilgisayarımdaki fotoğraflarını silebilecek klavyedeki delete tuşundan!

 Herkesten, her şeyden nefret ediyorum! Bir tek yerdeki yastığı istiyorum. Gözlerim kapanmadan ona sarılmış bir halde, onunla uyumak istiyorum. Çünkü o, senin gibi  keşke dokunabilsem dediğim. O yastık belki  kadife ama bu gece en sevdiğim. Yalan söyledim, kadife ve lekeli olmasına rağmen eskiden de severdim. Kızıyorum kendime çünkü hak etmiyorsun. Hak etmediğini, değmediğini bile bile kıvranıyorum. Biliyorum bilmesine ama bilmek değiştirmiyor duygularımı. Hem belki benim de payım vardı bu yaşananlarda. Bitmesinde hangimiz daha suçlu?
...
Kıpırdayıp ulaşamadım  ama gözkapaklarımın aralandığı kadarıyla gözlerim yastığın üzerinde. İkiniz de uzaktasınız, ikinize de lekelisiniz, ikinize de dokunamıyorum. Anlayacağın sevgilim: benim için  kadife de, yastık da sensin bu gece.

*karakter ve 10 gün sonrası için Bir Kadın ve Yalnızlığı

Yorumlar

  1. menekşe17:16

    çok iyisin hayran kaldım

    YanıtlaSil
  2. En zoru da ilk gündür. En iç acıtan geçicek biliyorsun sen bunu sana dememe gerek yok dök bütün içini bugün iyice. 5 yıl sonrayı düşün sadece o zaman bunu hatırlamayacaksın.

    YanıtlaSil
  3. Desteğin için teşekkür ederim fakat bu yazdıklarım hayal ürünü. Yani kendimi anlatmadım. Umarım hiç bir zaman bu sözlerini hatırlamam gerekmez:) Sıcaklığın için tekrar teşekkürler

    YanıtlaSil
  4. =) o zaman ne mutlu sana sevindim. Umarım yaşamazsın da

    YanıtlaSil
  5. Kaçınılmaz duygulardır belki bunlar... ama inşallah:) sadece ben değil,kimse yaşamasa keşke

    YanıtlaSil
  6. Adsız15:29

    "keske ilk once yorumlari okusaymisim" dedim icimden.hayal urunu oldugunu bilsem,uzulmezdim boyle :)

    yuregine saglik

    YanıtlaSil
  7. teşekkür ederim adsız:) sevgilerr

    YanıtlaSil
  8. tövbe tövbe haddimi aşarak Allah seni ne ede diyorum, iyi ki hemen yorumları okumuşum, yok yemin ettim bu sayfada önce yorumları okumalıyım. Sıcağı sıcağına yazdığımdan güzel yazıymış diyemicem belki 1-2 saat sonra yazsaydım diyebilirdim :) Neyse bari, iyi ki siz yaşamamışsınız. Saygılar

    YanıtlaSil
  9. Pesimist ne demeliyim sana bilemedim, teşekkür ederim:)

    YanıtlaSil
  10. bu sözcükler şimdi değilse herhangi bir vakit yaşanmadan zor dökülür dudaktan..

    yine de tebrikler...

    www.saadetiblog.com

    YanıtlaSil
  11. Saadet, çok haklısın.
    yaşamayan bu duyguları nasıl anlatsın! tekrarlanmaması en büyük dileğim, sevgiler:)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Sen de kelimelerini benimle paylaşabilirsin.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yanlışsın

An olur, hayattaki her şey sana yanlış gelir, 'ah' olur, sen hayattaki en yanlış şeysindir! Eve götürülen yanlış bavul gibi uyanırsın bir sabah, neredesin, içindekiler neden darmadağın edilmiş diye düşünmekten kafayı yersin. Ayılmak için girdiğin kahve dükkanında 'White Mocha' dökülür bacaklarına, tarlada güneşin kavurduğu aç çocuklardan yemek çalan işçilere dönersin. Gömülürsün dosyalara, kendini havaalanı kontrolüne takılmış free shop paketi gibi emanette hissedersin:  1 litreden fazla gelmenin borcunu ödediğin bu paradoksta, şu içi alkollü dışı ayık şişeler gibi yalnız ve konu mankenisin. Derken, yanlış yankesici soyar seni, çünkü sürekli yanlış zamanda yanlış yerdesindir. Bir yerlerde koza bırakan kelebeğin kanatlarına mandal taktıkça, kendi yankesicinin yevmiyesini ötekileştirdiğine parsellersin.  Özetle, salça üzerinde yeşermiş mikro orman gibidir hayatta kapladığın yerin; ayrıca yükselenin bile hesapta yanlış, zaten sandığın gibi 'baykuş' burcu bi...

MeSeNede seni çok bekledim

Nini şimdi oturum açtı.  Siz neredesiniz? Geçtiğimiz hafta sonu canım sıkıldı ve oturup eski yazılarıma baktım. Çoğu ne kadar da toy, nasıl da naifler. Dağınık cümleler, imla hataları... İnsan bir garip oluyor kendi yazılarını okurken; "o" günü, ne hakkında yazdığını anımsarken. Tam bir nostalji oldu benim için. Hani şu MSN'in adı her geçtiğinde ya da 90'lardan bir şarkı çaldığında düşen sıcaklık vardır ya içimize, ha' tam da o oldu. Isındım. Hele sizden/okurlardan aldığım yorumları okuduğumda... Bir de sözlüğümüz varmış; ismim altında ayaklarımı yerden kesecek yorumlarla... Tabii bu bahsettiğim 10 sene öncesi! Daha blog yazarlığının popüler olmadığı yıllarda, etrafımızda Instagram ünlüleri at koşturmazken yazıp okurdu burada insanlar. Hatta kemikleşmiş bir kadro bile vardı. (gülücük) (Bakın, bu gülme efektim de geçmişten, hatırlayan vardır belki) Peki, bunca yıl içerisinde hiç yazmadım mı? Yazdım. Ancak, buraya taşımadım. Şimdi yeniden heveslenmişke...

Coştum mu Acaba?

Hayattan keyif almalı, eğlenmeli, bol bol gülmeli. Bir de kafaya takmamalı olan biteni- hele ki değiştirilemeyecekleri... Şimdi durduk yere bu pozitif kelimeler neden mi? Belki de negatifliğin dominantlığına karşı olup biten bir şeydir isyanımın sebebi! İsterseniz kulağıma biri fısıldadı diyelim, isterseniz kafama antilop düştü. Ne dersin? Sebebi belki havanın güzelliğidir belki de doktor ağzından çıkan birkaç kelime... Neyse ne.  Sonuç olarak ben kendime yeni mikro hedefler belirledim. Üstelik de hiçbiri  kariyer, dünyayı kurtarma, öğreti vb tıngırtılar taşımıyor. Kısaca bir süreliğine kafamdaki antilop yuvasına geri dönene kadar, radikal olarak kendi heyecanlarımı ve mutluluğumu önemsemek istiyorum. Bir nevi yaz tatili edindim kendime: tek işim hayallerimi gerçekleştirme. İşte herbiri kişisel, her biri sadece beni mutlu edecek mikro planlarım: Sevdiğim insanlarla (yazar, oyuncu, müzisyen, dansçı vb.) tanışmak ama öyle kolay yoldan değil, bunu emek vererek ya...