Ana içeriğe atla

Şafak Pavey


Şafak Pavey
Şafak Pavey'i çoğunluk 12 Haziran 2011 seçimlerinde, CHP İstanbul Milletvekili seçilmesi ve fiziksel engellerine rağmen dik ve güler yüzlü duruşuyla tanıdı.
Oysa daha nice saygı duyulacak, ayakta alkışlanacak özellikleri var bu tatlı kadının.
Hayatında başardıkları ve başaracaklarına dair kronolojik ve doğrudan bilgi için onun adıyla açılan siteye bakabilirsiniz: http://www.safakpavey.com/




"İmdat doğa"



Şafak Pavey Hakkında Her Şey:

Nasıl engelli oldu?
17 yaşında yurt dışına çıkan, hayalleri ve eğitiminde seçtiği dallar sanat olan, dansa çok ilgi duyan ve sinemacı olmayı isteyen bir genç kızdan;
Geçirdiği kaza sonucu tren altında kalarak sol kol ve bacağını kaybeden; bütün hayallerini bir kenara bırakmak zorunda kalmasına rağmen, kendine ve insanlara yeni hayaller çizebilen bir kadına kadar uzanıyor hikâye.
-O ve azmi, Zürih Üniversitesi Hastanesi'nde tez konusu oluyor-

Ne içinde duyduğu iyilikten, ne çalışkanlığından, ne de idealizminden zerre kayıp vermeden, daha da başarılı olup- daha da fedakârlıkta bulunup- daha da güzel gülümsüyor.

Sonra yine onu dinliyorum. Anlatıyor: 
Bir gece Beyoğlu'nda, yine engelliler komisyonu için bir araya geldiği İsveçli bir grupla dönerken, otoparkta darp edilen Şafak Pavey (olayın ayrıntıları için habere ayrıca bakabilirsiniz), yerde tekmelenmesi de dahil aldığı darbelerin yasalar önünde bir yaptırımı olmadığını dile getiriyor.
Yakında bulunan karakoldan kimsenin gelmemesi üzerine, o halde kendi imkânlarıyla gittiği karakolda, komiserin ona "bu saatte dışarıda işin ne? Bu sakat ve kadın halinle..." yaklaşımında bulunduğunu; üstündeki yara berelerin davada yeterli olmadığını, çünkü aldığı darp sonrası kırılan protezinin "vücudun bir parçası" sayılmadığını dile getiriyor.

Ne kadar da adil değil mi!

Sonra protezden bahsediyor:
Tekerlekli sandalyeyi bana yakıştırmıyorlar ama yeri geliyor bacağımda ödem oluyor, canımın yandığı - protezimi takamayacağım günler oluyor. 
Ve muhtaç olmadan bilemeyeceğimiz bir bilgiyi veriyor: 

Protez bir terziyle çalışır gibi, sadece ve sadece kişiye özel yapılabiliyor. Uymasının, alışmanın ne kadar zaman gerektirdiği kişiden kişiye değişiyor.
Ruhen yükünün arkasında bir de finansal sıkıntısı yer alıyor. Hindistan'da gönüllü olduğum bir dönemde 5$ fiyatına protez görmüştüm. 5$'dı çünkü su borusundan yapılmıştı! Aslen olması gerekenlerin fiyatı 15-20 bin $ arasında değişiyor. Elbette daha lüksleri de vardır. Ama imkânı olanlar için...



 CHP ve Şafak Pavey

Aklının ucundan bile geçmemiş milletvekili olmak. Adaylığını bile annesiyle (Ayşe Önal) oturduğu evinde, televizyon yayınından duymuş. Sonra ona Gürsel Tekin'den gelen telefon ile şaşırarak kabul etmiş.


Dünya ve ülkemizce de onaylanan (186 ülke onaylı) - Dünya İnsan Hakları- Dünya Engelli İnsan Hakları Sekreteryasının başkanlığını bırakarak, "Zaten yıllardır uzak kaldığım ülkemi çok özlemiştim ve hep kendi kendime bir gün umarım ülkem için de bir şeyler yapabilirim diye umut ediyordum" diyerek 15 yılın ardından Türkiye'ye dönüyor.

Bir partiye mensup olmasını da şu cümleleriyle dile getiriyor: 
"Ben aktif dünya vatandaşıydım. Lübnan, Suriye ve benzeri birçok yere gidip elimden geldiğince yardım ettim. Mülteci kamplarından-engelli insanlara kolaylık sağlamaya çalışmaya kadar. Şimdi ise aktif parlamenter oldum diyemem, çünkü daha çok yeniyim, böyle bir şey söylemem için çok erken. Hedefim bu fakat başardıkça dile gelebilir ancak. Kendime siyasetçi denmesini istemiyorum çünkü siyaset Arapçada "seyis" anlamına geliyor. Ben asla kabullenemem bu sıfatı"


Etek ve Şafak Pavey


"bayan bacak oldu adım"
Böyle bir tartışmanın içerisine çekilmekten dolayı üzülen Şafak Pavey, "Ben protezimle mutluyum" diyor.

Cemil Çiçek, pozitif ayrımcılık adına, onun için yasa olarak sürdü mecliste etek zorunluluğunun kalkmasını. Fakat uzlaşma oluşmayınca, -kimbilir ne sebeple- dava düştü. 
"Benim için bunu yapmayın, kanunu değiştirme, delme ihtiyacı duymayın benden dolayı" demiş olsa da, günlerce, hatta haftalarca adı ve fotoğrafları kullanılarak deşildi bu konu.

Ve dilinde bu konu geçtikçe hep aynı cümle: " Ben barıştım, başkaları neden barışamadı protezimle?"


Engeller ve Şafak Pavey


10 sene önce yapılmış olan nüfus sayımına göre 8.5 milyon engelli vatandaşımız var. Bunun yıllar önceki bir bilgi olması ve üstüne, ne yazık ki engelli-zihinsel engelli çocuk sahibi olmaktan utanan, onları saklayan, karanlık odalara hapseden ve sayıma katmaktan kaçınan ailelerin de çocuklarının eklenmesiyle birlikte, bu rakamın günümüzde minimum 12,5 milyon kadar olduğu tahmin ediliyor.

Mecliste 4 engelli vekil olduğunu, içlerinden birinin de kendisi gibi tekerlekli sandalye kullandığını dile getiren Şafak, en basit örnek olarak şundan bahsediyor: "Biz 3-4 kişiyiz, bizi kenara bırakın, sadece bir gün içerisinde meclisi ziyaret eden en az 8000 vatandaş oluyor. Çare aramaya gelen bu insanların çoğunluğu engelli ve yaşlı. Sırf bunun için bile meclis binasında bir yenilenme olması gerekiyor" Ve sonra ekliyor: "Bütün ülkede, toplu taşıma araçlarında vb. zorunlu yaşam alanlarında bu yenilenmelere gidilmeli, bütçe ayrılmalı"

Engelli Kotası ve Şafak Pavey

Engelli vatandaşlarımızın da çalışmaya, hayatlarını idame ettirmeye ve ailelerini geçindirmeye ihtiyaçları var...

Eylül 2009'a göre Türkiye'de engelli kotası doldurulmuyor. Pozitif ayrımcılık adına devlet yer veriyor "iş yerleri- kamuda" ki zorunlu kotaya, fakat Adalet Bakanlığı takip etmiyor.
70 kişilik engelli kotası olan bir yerde, max 1-2 kişi çalıştırılıyor. Bu kotaya uymamanın cezası yok mu? Var elbette. Kurumlar hiç yılmadan, utanmadan bu cezaları ödemeyi tercih ediyorlar. Dile kolay 21.000'in üzerinde boş kadro.

Şafak Pavey'de şu örneği veriyor: " Ortopedik engelli bir arkadaşım var, Doktorası elinde, gayet kalifiye. Maliye bakanlığı onu işe aldı ve tamamen sadaka mantığı devreye girdi yine"
Sadaka mantığı ne mi?
Doktorası olan bir insanı, sırf kotada yer veriyorum demek için çayhanede çalıştırmak! Şaka değil bu, gerçeğin ta kendisi. 

*** şimdilik budur ***


Teşekkür ederim sana.
Uzun bir yazıyı, sıkılmadan buraya kadar okuduysan seni  seviyorum.
Heveslenerek paylaştım bu derleme onu seven ve bu konulara duyarlı olan herkes için... Bilmeyen 1-2 kişiye tanıtabildiysem ne mutlu.

Cümlelerimi Şafak Pavey ve annesinin "13 numaralı peron" kitabını önererek noktalıyorum >>




engelli olmak sadece doğuştan gelmiyor...

Onunla buluşma hikâyemi okumak için tıkla

Yorumlar

  1. Önceleri "sakat" deniyordu. Sonra "özürlü" denmeye başlandı. Fakat bu da tam karşılığı değildi ve horlayıcı olarak kabul edildi. Ben "engelli" sözünü de tam karşılığı olarak kabul etmiyorum. Her ne kadar, daha yumuşak ve aşağılayıcı olmamakla birlikte, tam karşılığı "engelli" de değil. Engelli olmadıklarını Şafak Pavey'den ve daha nicelerinden görüyor, duyuyoruz. Engelenememişler. Engelli değil, kesinlikle... Taktıkları Protezle ve yardımcı uzuvlarla onlar artık engelli değiller. Önemli olan düşüncelerinin engellenmemesi. İşte tam bu aşamada engelli olur insan. Düşünceleri engellendiğinde... O zaman yapacak bir şey yok, çünkü düşünceyi engelleyenlere takılacak "protez beyin" yok.

    YanıtlaSil
  2. Benimde hiç kabullenemediğim sıfatlar bunlar. Aynen dediğin gibi beyne takılacak protezler olsada keşke insanlar engellenmese. .

    YanıtlaSil
  3. Safak Pavey, insan kavraminin sembolu, bir takim kavramlarin ozur olarak kabul edilerek fani dunyanin yasanilmaz hale getirilmesinin onunde set olan inanclarin sembolu, sevmekten ve yasamaktan vazgecmenin insana bir uzvun kaybedilmesinden daha fazla kayiplar yasatabilecegini ispatlayan bir sembol..engellerin onunde dimdik duran engelsizligin sembolu..kisaca Safak Pavey yasamin sirrina ermis nadir insanlardan.. keske sayilarini artirmak mumkun olsa...

    YanıtlaSil
  4. Kesinlikle katılıyorum, herkesin içinde bir yerde Şafak Pavey duyguları olabilmesini diliyorum..

    YanıtlaSil
  5. 2-3 gün önce okul sonrası kendimi son anda attığım metroda karşılaştım bir engelli amcamız ile. Bir sonraki durakta inecekti ve ineceği kapıya arkası dönüktü ve tam arkasında kapının önündede ben vardım. İneceği durak yaklaşırken döndü ve çocuğu belkide torunu yaşındaki bana beyfendi diye seslendi. Bu kibarlığının arkasındaki mükkemmellik ise gözlerimi doldurup o metroyu bana zindan etti. Ayakları olmayan bu sevgi ve saygı değer amcamız, arkasını görmediği için ayaklarımı ezebileceğini söyleyerek özür diledi ve dikkat etmemi rica etti kendim için.
    Kendisi sahip olmadığı için toplumda engelli sıfatına maruz bırakılan bu sevgili amcam kendi sahip olamadığı halde bir insanı bu kadar ince bir şekilde düşünerek bana insanlığın ne demek olduğunu ve hala varolabildiğini öyle güzel gösterdiki, her düşündüğümde hala nefes almakta zorlanıyorum..

    Onlar için en büyük isteğim ise hangi yönetim olursa olsun ilerde bir yönetimin gerçek anlamda bir bakanlık kurup başınada bu sorunu yaşayan, bilen, onlardan birini getirerek bu önemli konudaki çözüm ve kararları kendilerine bırakabilmek..

    YanıtlaSil
  6. Öyle içten katılıyorum ki düşüncelerine anlatamam. Ayrıca paylaştığın olay beni can evimden vurdu. Çok ama çok etkilendim...
    Bir şeyler değişmeye mecbur artık

    YanıtlaSil
  7. Ben ilk kez Şafak Pavey'i yıllar önce o korkunç kaza sonrasında Ayşe Arman'la yaptığı röportajda tanımıştım. İsmi, fotoğrafı, anlattıkları beynime öyle bir kazınmıştı ki, yıllar sonra televizyonda gördüğümde hemen hatırladım onu. Sıcacık bakışları, sakin konuşmaları, hayatı olduğu gibi kabullenişi, hayran olduğum insanlar arasında en üst sırada yer alıyor. Yazınızı da keyifle okudum, çok güzel anlatmışsınız.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. oZGe,
      öncelikle aynı düşüncelerde olduğumuz için, sonra da beğendiğin için çok teşekkür ederim!

      Sil
  8. bu yazıyı bugün okudum . daha önce görmemiştim. güzel bi derleme olmuş. daha iyi tanıdım evet. teşekkür ederim bunun için.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kısaca Fd,
      burada olduğundan ötürü ben teşekkür ederim

      Sil
  9. Adsız13:31

    Hilari Kılinton ile kahkahalar atarak BM nin bir görevine geldiğini gösteren resmi gördükten sonra kendisine karşı en ufak bir sempatim kalmamıştır. Amerikanın bir görevlisi olarak kendisini görmekteyim.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Sen de kelimelerini benimle paylaşabilirsin.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ah.

Psikolojik ve sosyolojik bir mücadelenin içindeyiz... Bundan yıllar önce, 2012'de, bir yazı okumuştum. Tam da Dağlıca (okumak için tık tık ) olayının ardından. Yeniden kendini sıklıkla hatırlatmaya başlamıştı terör. Linklediğim yazımda bir liste var, o sıralarda "sadece" beş satır. Şimdi listelemeye kalksam yanımda durup buz kesmiş elimden tutacak cesaretiniz var mı?  ... Okuduğum o yazıda şöyle bir şey diyordu yazar: Günümüz Türkiye’sinde terörün gündelik haberler arasında yer almaya başlaması ve toplumun buna sessiz kalması, bir toplumun yok olmasının yolunun o toplumun değer yargılarını aşındırmaktan geçtiği gerçeğini akıllara getirmektedir. Ne kadarı doğru?  Aşındığımız kesin. Peki, aşınan gerçekten değer yargılarımız mı? Neden sessiz kalıyoruz? Umursamıyor değiliz. Üzülmüyor değiliz. Görmüyor değiliz. Hatta 2012'den farklı olarak artık ölmüyor da değiliz. O halde olan ne? Kanıksıyoruz.  (TDK /1. -i Çok tekrarlama sebebiyle etkilenmez ...

Mini Sohbet - Huzur

ben burada olmak istiyorum.  stresten, işten, kalabalıktan, internetten, haberlerden, matkap sesinden, topuklu ayakkabıdan, ailemden, kavgadan, sevgilimden, dostumdan, dedikodudan... her şeyden uzakta. şimdi sen bunu okuyorsun ya, ben burada olup senden de uzak kalmak istiyorum. sevdiğim-sevmediğim ne varsa düşsün 5 dakikalığına yakamdan. söz güneşi batırıp geri döneceğim bensiz sahteliği eksik kalacak dünyaya ama şimdilik bi destur! müzik bile benimle olmasın bu defa. sadece rüzgar, dalga ve yengeçlerin ayak sesleri... kıyafetlerimi de atayım ki kenara, esintiyle üzerime bulansın kum taneleri. ...    1... ...2... ...3... ...4... ...5 . uyanış (bknz: beyaz yatak )

Benimle Dans Et

"Benimle dans eder misin?" Ne de güzel bir soru değil mi, bir de düşünsene tanımadığım sana, birine benim ağzımdan döküldüğünü. Komik mi olur yoksa çekici mi bilemiyorum ama bence çok eğlenceli... Bu teklifim her ne kadar yurdum kültüründe kabul görmese de, tamamen masumca. Ama itiraf etmeliyim ki genç bir kadın olarak, aklım karşı cinsten hoşlanmaya erdiğinden beri en büyük hayalim, ilgimi çeken adamı dansa kaldırmak. Sanmayın ki öyle tango, vals, romantizm vb. Basbaya coşmak, eğlenmek, gülüşmek.Hem iddialı hem de heyecan verici, dominant bir hareket (gülücük) Dans bana sadece aşk meşk flört çağrıştırıyor gibi durdu ama aslında öyle değil. Ben çok sevip ısındığım kadın ya da adam, herkesle dans etmek isterim. Annem ve onun lise arkadaşlarıyla da içip deli gibi dans ettiğimi; hiç tanımadığım biriyle dans ederken tanışıp, sonradan onu kendime dost edindiğimi de (nam-ı diğer Beatrice) bilirim. Mesela şimdi bunları okuyorsun ve ben senin gerçekte kim olduğunu bilmi...