Ana içeriğe atla

Ekim 2011 (Uğursuz Ekim)

Başlığın açılımı: 'Negatif olayların' yarattığı etkiden daha çok, biz 'negatiflik' üretiyoruz.

Çok fazla olumsuzluk var.
Gitgide geriye giden bir millet, sadece gerilese neyse bir de bölünmeye başlayan bir millet + ideolojisi, inançları, çıkarları birbirleriyle çatışan ülkenin önde gelenleri ve özgürlüğünü kaybetmiş koruyucularımız + bitmek bilmeyen şehit haberleri + Van'da yaşanan büyük deprem ve kayıplar + ve daha gündemdeki yeri sürekli oynayan fakat, aslında hep ülke gerçeği olan birçok kötü-yetersiz-acıklı olumsuz durum.


suç senin değil Ekim ayı
80 kuşağının sonuna doğru doğduğumu ve hemen hemen bunların hepsine yaşamım boyunca hep şahit olduğumu düşünecek olursak varılacak netice: hiçbiri yeni değil.

Şu git gide tatsızlaşan Ekim ayına gelince, bu yaşananlar da ilk değil.

İki gün önce terörden sebep yas tutarken, şimdi deprem kayıplarına üzülüyoruz.

Van,
1. derece deprem bölgesi, komşuları da 2.derece deprem kuşağında. Yani en tehlikeli bölgelerden biri. Köylerde yer alan evlerin neredeyse tamamı kerpiçten yapılma. Kısaca yıkım çok. Hayatımda Van'a mı gittim, hayır; Van'dan BDP'ye çok oy mu çıkmış; enkaz altında kalanların çoğu terörist- terörist destekçisi miymiş; onlar bu gün biz depremzede olsak -artık biz dediğimiz de kimse?- bize yardım etmezler miymiş...
Hepsi boş, safsata!
Umurumda Değil.
Çok üzülüyorum böyle yorum yapanlara.

Sen de, ya yardım et- yardımcı olabilme iç güdüsü taşı, duruma üzül...
Ya da sus! İstediğini düşün ama sus. Ses etme.

Yorumlar

  1. Bu ülkede ilerlemek için her zaman omuzlarına basılacak birileri aranageldiğinden sosyal medyada saçmalayan doktor ve çobanların cirit atması çok doğal.Malum okumuşun cahili pek yaman oluyor.Kıyas kaldırır mı bilmem ama Van'daki bir çobanın Kadıköy'deki ulusalcı doktordan kafası daha fazla çalışan sahneler de yok değil.Uzun konu.

    İnsanlar güçlerini aslında güçsüzlüğünden alıyor.Bir haftadır yapılan reaksiyonları bana göre tamamen duygusal bir orgazm yaratma istenci.Elinden bir şey gelmeyeceğini görünce sahte tepkilerle kendini rahatlamayı seçiyor.Üstelik "kin ve nefret suçu" diye bir suç var ve tanımadığın insanlar üzerinden bu kadar kin pompalamak tam bir acziyet gösterimi.Acıyorum.

    Birde afetler konusundan bir projeksiyon yapınca hep bir Allah odağı çıkıyor.Kibarca söyleyeyim bu topraklara 1500 ler Avrupa'sındaki türden bir "Reform" gerekli.Skolastik düşünceyi aşmak için ..

    YanıtlaSil
  2. Sana, yazdıklarına ekleyecek söz bulamadım. Yine isabetli bir yaklaşım, teşekkür ederim. .

    YanıtlaSil
  3. Bilmiyorum, resmin bende kalan birikintisi bu.Elbette farklı yol ve kesitirimlerde vardır.Sokrates'in dediği gibi.Gözden kaçan bir şeyler olmuştur yinede.

    Bir de twitter kuşun ile köşe kapmaca oynuyoruz.Yorulmasından korkuyorum =)

    YanıtlaSil
  4. Korkma hiç bişey olmaz o şapşala, herkesi delirtiyor zaten,cok sikayet ediyorlar onu ama alıştım yaramaza:)

    YanıtlaSil
  5. Ellerine sağlık, can acıma dil olmuşsun...
    Ordaki vatandaşın, kürt ya da türk olması dediğin gibi hiç fark etmez elbette ki hepimiz kardeşiz, bir insan acı çekerken gözlerini kapamak, onun ölümüne göz yummak, o pekçok ananın yüreğini dağlayan teröristlerden çok daha aşağı olmak demek değil midir...
    Bu acıların son bulmasıdır tüm temennim...
    Allah ölenlere rahmet, kalanlara sabır, metanet versin.
    Hoş yazmalar...

    YanıtlaSil
  6. çok teşekkür ederim, hepimizin temennisi zaten, herkesin sağduyulu olabilmesi oldu günümüzde.

    hoşgeldin bu arada, sevgiler..

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Sen de kelimelerini benimle paylaşabilirsin.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yanlışsın

An olur, hayattaki her şey sana yanlış gelir, 'ah' olur, sen hayattaki en yanlış şeysindir! Eve götürülen yanlış bavul gibi uyanırsın bir sabah, neredesin, içindekiler neden darmadağın edilmiş diye düşünmekten kafayı yersin. Ayılmak için girdiğin kahve dükkanında 'White Mocha' dökülür bacaklarına, tarlada güneşin kavurduğu aç çocuklardan yemek çalan işçilere dönersin. Gömülürsün dosyalara, kendini havaalanı kontrolüne takılmış free shop paketi gibi emanette hissedersin:  1 litreden fazla gelmenin borcunu ödediğin bu paradoksta, şu içi alkollü dışı ayık şişeler gibi yalnız ve konu mankenisin. Derken, yanlış yankesici soyar seni, çünkü sürekli yanlış zamanda yanlış yerdesindir. Bir yerlerde koza bırakan kelebeğin kanatlarına mandal taktıkça, kendi yankesicinin yevmiyesini ötekileştirdiğine parsellersin.  Özetle, salça üzerinde yeşermiş mikro orman gibidir hayatta kapladığın yerin; ayrıca yükselenin bile hesapta yanlış, zaten sandığın gibi 'baykuş' burcu bi...

(Ç)Alıntı Blog

Dün gece paylaştığım son yazımın ardından uzun zamandır bakmadığım istatistiklerime bir göz atayım dedim. Gelen blog kanallarından birinin adı hoşuma gitti ve tıkladım. Yazdıkları da ilgimi çekince genel olarak bir göz gezdirdim. Derken, orada kendi yazımı gördüm: Hayal . Bende ki adıyla  Kırmızı Karavan , sevgili Dayatılan için yazdığım yazı. Benim   Hayat Ağacı ' m ve onun  Hayat Ağacı   Benden  Tanıştır Benimle  ve o ndan  Tanıştır Bizi   Ben diyorum  Nereye Varırsa (Lorensa) , ve o  diyor   Nereye Varırsa   Bu da onun bir yazısı, nasıl-ne yazdığına-alıntılara dair:  Yazıyorken Benim, yazılarımın bu sayfada olduğuna dair ne bir bilgim var; ne de herhangi bir yazımın altında ismim. Bu yüzden ilk karşılaştığımda düşündüğüm, iyi niyetle,  "belki de alıntı blogudur" fikrim değişti. Bir de bazılarının orjinal metninden biraz sıyrıldığını görünce dedim ki: alıntı ile çalıntı arasında çok ince bir...

MeSeNede seni çok bekledim

Nini şimdi oturum açtı.  Siz neredesiniz? Geçtiğimiz hafta sonu canım sıkıldı ve oturup eski yazılarıma baktım. Çoğu ne kadar da toy, nasıl da naifler. Dağınık cümleler, imla hataları... İnsan bir garip oluyor kendi yazılarını okurken; "o" günü, ne hakkında yazdığını anımsarken. Tam bir nostalji oldu benim için. Hani şu MSN'in adı her geçtiğinde ya da 90'lardan bir şarkı çaldığında düşen sıcaklık vardır ya içimize, ha' tam da o oldu. Isındım. Hele sizden/okurlardan aldığım yorumları okuduğumda... Bir de sözlüğümüz varmış; ismim altında ayaklarımı yerden kesecek yorumlarla... Tabii bu bahsettiğim 10 sene öncesi! Daha blog yazarlığının popüler olmadığı yıllarda, etrafımızda Instagram ünlüleri at koşturmazken yazıp okurdu burada insanlar. Hatta kemikleşmiş bir kadro bile vardı. (gülücük) (Bakın, bu gülme efektim de geçmişten, hatırlayan vardır belki) Peki, bunca yıl içerisinde hiç yazmadım mı? Yazdım. Ancak, buraya taşımadım. Şimdi yeniden heveslenmişke...