Ana içeriğe atla

kavs-i kuzah

" bir" renk var gökkuşağımda,  ani ve sessiz hayatıma sızan;
onca rengin arasında meydan okumadan, reis-i renk kalan.

yedi değil, bir!

bir tek o renge bulandı her şey.
gözüme sürdüğüm fardan, dudağımın boyasına kadar;
şöminenin ateşi, odunu,
seyre dalarken yudumladığım şarabım da
sadece tek bir renk oldular. 
rüyadaymışçasına...

"bir" renk var hayatımda,
iki göz kapağının aralanmasıyla var olup, gecenin siyahında bile yutulmayan.
her yer tek tip, her yer o.
ton fakı bile yok hayatımın kombinasyonlarında.

sadece tek "bir" renk;
sadece "mavi"

Yorumlar

  1. "bir renk değildir mavi huydur bende
    ve benim yetinmezliğimdir
    ve herkesin yetinmezliğidir belki"
    demiş Cansever. Yazının tamamı daha güzel.

    Hayat seni mavi yerinden vurmuş ya, dilerim mavi kalırsınız nini.

    YanıtlaSil
  2. teşekkür ederim Emilia,
    umarım hep mavi, hep mavi'mle kalırım...

    aynı dileklerim senin için de geçerli, sevgilerr

    YanıtlaSil
  3. Aslında bu yazının altına yazıp yazmamakla çok kararsız kalmıştım. Maviydi ve özeldi.
    Sonra düşündüm, ama mavi.

    Maviye olan ruhsal düşkünlüğü bilirim. Garip bir renk, hapsediyor kendine.

    Benim gibi düşünüp hissedip de onu yakalayan birini görünce, inan içsel bir kutlama yaptım zihnimde.
    Şenlikler, saydam balonlar falan..

    En içten dileklerimle, istiyorum ki mavi yanıbaşında, mavinin de yanında olur hayat.
    Olacaktır da.
    Çünkü mavi..

    İyi kal nini.
    Sevgilerimle.

    YanıtlaSil
  4. Emilia sen böyle yazdıkça bende de havai fişikler pat pat oluyor:)

    çok tatlısın, teşekkür ederim tekrar

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Sen de kelimelerini benimle paylaşabilirsin.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yanlışsın

An olur, hayattaki her şey sana yanlış gelir, 'ah' olur, sen hayattaki en yanlış şeysindir! Eve götürülen yanlış bavul gibi uyanırsın bir sabah, neredesin, içindekiler neden darmadağın edilmiş diye düşünmekten kafayı yersin. Ayılmak için girdiğin kahve dükkanında 'White Mocha' dökülür bacaklarına, tarlada güneşin kavurduğu aç çocuklardan yemek çalan işçilere dönersin. Gömülürsün dosyalara, kendini havaalanı kontrolüne takılmış free shop paketi gibi emanette hissedersin:  1 litreden fazla gelmenin borcunu ödediğin bu paradoksta, şu içi alkollü dışı ayık şişeler gibi yalnız ve konu mankenisin. Derken, yanlış yankesici soyar seni, çünkü sürekli yanlış zamanda yanlış yerdesindir. Bir yerlerde koza bırakan kelebeğin kanatlarına mandal taktıkça, kendi yankesicinin yevmiyesini ötekileştirdiğine parsellersin.  Özetle, salça üzerinde yeşermiş mikro orman gibidir hayatta kapladığın yerin; ayrıca yükselenin bile hesapta yanlış, zaten sandığın gibi 'baykuş' burcu bi...

MeSeNede seni çok bekledim

Nini şimdi oturum açtı.  Siz neredesiniz? Geçtiğimiz hafta sonu canım sıkıldı ve oturup eski yazılarıma baktım. Çoğu ne kadar da toy, nasıl da naifler. Dağınık cümleler, imla hataları... İnsan bir garip oluyor kendi yazılarını okurken; "o" günü, ne hakkında yazdığını anımsarken. Tam bir nostalji oldu benim için. Hani şu MSN'in adı her geçtiğinde ya da 90'lardan bir şarkı çaldığında düşen sıcaklık vardır ya içimize, ha' tam da o oldu. Isındım. Hele sizden/okurlardan aldığım yorumları okuduğumda... Bir de sözlüğümüz varmış; ismim altında ayaklarımı yerden kesecek yorumlarla... Tabii bu bahsettiğim 10 sene öncesi! Daha blog yazarlığının popüler olmadığı yıllarda, etrafımızda Instagram ünlüleri at koşturmazken yazıp okurdu burada insanlar. Hatta kemikleşmiş bir kadro bile vardı. (gülücük) (Bakın, bu gülme efektim de geçmişten, hatırlayan vardır belki) Peki, bunca yıl içerisinde hiç yazmadım mı? Yazdım. Ancak, buraya taşımadım. Şimdi yeniden heveslenmişke...

Coştum mu Acaba?

Hayattan keyif almalı, eğlenmeli, bol bol gülmeli. Bir de kafaya takmamalı olan biteni- hele ki değiştirilemeyecekleri... Şimdi durduk yere bu pozitif kelimeler neden mi? Belki de negatifliğin dominantlığına karşı olup biten bir şeydir isyanımın sebebi! İsterseniz kulağıma biri fısıldadı diyelim, isterseniz kafama antilop düştü. Ne dersin? Sebebi belki havanın güzelliğidir belki de doktor ağzından çıkan birkaç kelime... Neyse ne.  Sonuç olarak ben kendime yeni mikro hedefler belirledim. Üstelik de hiçbiri  kariyer, dünyayı kurtarma, öğreti vb tıngırtılar taşımıyor. Kısaca bir süreliğine kafamdaki antilop yuvasına geri dönene kadar, radikal olarak kendi heyecanlarımı ve mutluluğumu önemsemek istiyorum. Bir nevi yaz tatili edindim kendime: tek işim hayallerimi gerçekleştirme. İşte herbiri kişisel, her biri sadece beni mutlu edecek mikro planlarım: Sevdiğim insanlarla (yazar, oyuncu, müzisyen, dansçı vb.) tanışmak ama öyle kolay yoldan değil, bunu emek vererek ya...