Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Sivas Katliamı

Olay: Katliam Tarih: 2 Temmuz 1993 Yer: Madımak/Sivas Ne üstadlar, alimler karalamış kelimelerini; ne yetenekler vurmuş duygularını sazına... Aradan geçen bunca yıl içerisinde ne acısı geçiyor bu utanç dolu lekeli olayın, ne de insana verdiği kin duygusu... Diri diri tam 37 canın, yavaş yavaş, ne olduğunu anlayamadan küle dönmesini izlediler. Diri diri tam 37 canın, şaşkınlık ve korku içerisinde kendilerini dışarıya atma çabalarını, zevkle ve inançla izlediler; dışarı çıkabileni de linç ettiler. Diri diri tam 37 canın, önce saçları ve vücudundaki tüyler, ardından derisi, sonra sinir uçları ve bütün bedeni yandı. Yavaş yavaş, acı ve çığlıklar içerisinde. Diri diri tam 37 candan, belki de bir kaç tanesi diğerlerinden önce karbonmonoksit zehirlenmesiyle ölecek kadar şanslıydı. Önceydi belki ama yine yavaştı. Diri diri tam 37 canı, ne olduğu belirsiz-kime çalıştığı belirli mahluklar, planlı ve inançlı bir şekilde yaktılar! Zaman zaman hortlar içimde Madımak...

Merdiven Altı Kürtaj

Hayatta bazı şeyler vardır ki, o şey'in bir parçasıysan hata yapma lüksün yoktur. Sen bir "hata"dan potansiyel bir kitleyi döndürmek istiyorsan eğer; başka bir hataya gebe kalmayacaksın. Malum artık kürtaj büyük sıkıntı, vallahi aldıramayız karnında büyüyen o iblis kanını! Haber bu: Tebrikler Babacık Elbette bilendim. Ne babam var ne de planlarım arasında hamile kalıp da sonradan aldırmaya çalışasım. Ama sinirlendim. Öyle - böyle değil, ciddi ciddi mideme kramp girdi. İlk önce söylemeliyim ki bizim millet olarak yanlış anladığımız bir şeyler var. Hani evinize yardımcı; arabanıza şoför; çocuğunuza dadı tutarsınız ya, işte bu bakanlıklar da öyle bir şey. Size itaat etmes; çalışması; halkının emektarı olması gereken kuruluşlar. Ama kalkıp iktidara söylenmeyeceğim, zira bu çok uzun yıllardan beri bu şekilde işlemiyor. Küçük esnaf da, inşaat işçisi de koca koca zırhlı lüks arabalara çalışıyor... Bu telefona mesaj olayı sürpriz olmadı birçok kişiye; fişl...

Kazım Koyuncu 25062005

" Bu arada; hiç başımızdan eksik olmayan gökyüzüne, günün karanlık saatlerine, ara sıra kopsa da fırtınalara, bir gün boğulacağımız denizlere, eski günlere, neler olacağını bilmesek de geleceğe, kötülüklerle dolu olsa bile tarihe, tarihin akışını düze çıkarmaya çalışan tüm güzel yüzlü çocuklara, Donkişotlar 'a, ateş hırsızlarına, Ernesto "Çe" Guevara'ya, yollara-yolculuklara, sevgililere, sevişmelere, sadece düşleyebildiğimiz olamamazlıklara, üşürken ısınmalara, her şeyden sıcak annelere, babalara ve tadını bütün bunlardan alan şarkılara kendi sıcaklığımızı gönderiyoruz. Kötü şeyler gördük. Savaşlar, katliamlar, ölen-öldürülen çocuklar gördük. Kendi dilini, kendi kültürünü, kendisini kaybeden insanlar, topluluklar gördük. Yanan köyler, kentler, ormanlar, hayvanlar gördük. Yoksul insanlar, ağlayan anneler, babalar, her gün bile bile sokaklarda ölüme koşan tinerci çocuklar gördük. Biz de öldük. Ama her şeye rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledik. Teşekkürler d...

Buyur Burdan Tanı (Mim)

 "Evved ağğbim! Ne veriim ağbim?"  Bir arkadaşım var, diline dolanmış bir dürümcü amcanın repliği. Her görüştüğümüzde söylüyor. Söylesin. Söylesin de, benim de dilime dolanıyor... Buraya da yazdım ki girizgah dürümcü amca nidası görsün! Binlerce dansöz arasından anca fırsat bulup da bir dansöze gönlümü verdim . -e-edebiyat sarışını burada mimlerden bahsediyor-   Bu rakkasenin adı: Takıntılarım  ; oynatanlar: Kuul'umsum , Deep , Sessizgemi , İpekböceğim , ... (unuttuğum-görmediklerim için affola) Herkes gibi benim de takıntılarım var. Kimisi zararsız-kimisi bünyeye zarar... Hani uzun zamandır görmediğin biri "neler yaptın hadi anlat" der ve o an için aklınıza hiçbir şey gel(e)mez ya, bu da tam o kıvamda işte. Bunca yıllık hayatımda beni ben yapan ve bana olağan gelen şeyleri cımbızla çekmem gerekiyor.  Tamamdır, düşünüyorum...   Mesela Barbie fiziği takıntısı mevcuttur bende de. Lakin suç bende değil çocukların beynine Barbie'yi aşılayan oyuncak sek...

Dağlıca

Hakkari ilinin Yüksekova ilçesine bağlı olan bir köy. Orası adına Vikipedi der ki: Dağlıca esrarengiz bir yerdir, sisli puslu karanlık ve ürpertici sınırın son köyüdür. Bugün (19.06.2012) : 8 şehit, 16 yaralı asker Dün:           (22.12.2011) : 1 şehit, 1 yaralı            (07.05.2010) : 2 şehit, 1 yaralı asker           (14.03.2010 ) : 1 şehit, 1 yaralı asker           (21.10.2007) : 12 şehit, 16 yaralı-8 esir asker             ... Konu terör olunca maalesef kronolojik şehit ve yaralı asker listesi kolaylıkla uzatılabiliyor.  Dağlıca'nın birkaç adım ötesinde olan Uludere, Yüksekova, Ortabağ, Çukurca, Şemdinli  gibi birçok ilçe/köy bize Hakkari'nin adını duyuruyor.  Hakkari'nin birkaç kilometre ötesindeki başka şehirler bize teröre lanet okutturuyor.. Biz, kabaca " Allah'ın hatırladığı " şehirlerde yaşayanlar diye tabir edil...

Coştum mu Acaba?

Hayattan keyif almalı, eğlenmeli, bol bol gülmeli. Bir de kafaya takmamalı olan biteni- hele ki değiştirilemeyecekleri... Şimdi durduk yere bu pozitif kelimeler neden mi? Belki de negatifliğin dominantlığına karşı olup biten bir şeydir isyanımın sebebi! İsterseniz kulağıma biri fısıldadı diyelim, isterseniz kafama antilop düştü. Ne dersin? Sebebi belki havanın güzelliğidir belki de doktor ağzından çıkan birkaç kelime... Neyse ne.  Sonuç olarak ben kendime yeni mikro hedefler belirledim. Üstelik de hiçbiri  kariyer, dünyayı kurtarma, öğreti vb tıngırtılar taşımıyor. Kısaca bir süreliğine kafamdaki antilop yuvasına geri dönene kadar, radikal olarak kendi heyecanlarımı ve mutluluğumu önemsemek istiyorum. Bir nevi yaz tatili edindim kendime: tek işim hayallerimi gerçekleştirme. İşte herbiri kişisel, her biri sadece beni mutlu edecek mikro planlarım: Sevdiğim insanlarla (yazar, oyuncu, müzisyen, dansçı vb.) tanışmak ama öyle kolay yoldan değil, bunu emek vererek ya...

Züğürt Tesellisi

  bu bir gönderme yazısı, araftan, hem de sana. okuman ya da okumaman... mühim olan bu değil. zaten bana tüm bunları yazdırmanın telafisi, bilmem kaç vuruş harfi okumanla olcak iş değil. ... bunu oku istiyorum, oku ve bil halimi... beklemediğim duygular hakim şu sıra bana: hayal kırıklığı. bir fikrin var mı bu duygumun nedeni hakkında? ... gitmen benim için en doğru şeyken, boşluğun var dünyamın bir köşesinde. ne de çok sevdirmişsin bana kendini. dostluğun mu aradığım yoksa sırtımdaki bıçak mı bana seni hatırlatan? önemi kalmadı aslında, ne de olsa hayal kırıklığım artık adınla yaşayan. ... en çok da canımı ne yakıyor biliyor musun? sen bu denli acımasızca beni kandırıp- bir hiç uğruna beni sırtımdan vurup harcarken; bir de kendimi bu kadar kaybolmuş hissetmeme sebep olmuşken, ben oturmuş burada, bunca zaman sonra hala seni özlüyor, güvendiğim birinin daha kaybına alışıyorum. resmen büyüdüm derken  kendimi bir kez daha aptal hissediyorum. aptal ...

Nazım Hikmet Ran Sevgisi

Nazım Hikmet'in son zamanlarından... &  Vera Tulyakova & Bedri Rahmi Eyüboğlu *** Bedri Rahmi Eyüboğlu , onu bırakıp da giden can dostu Nazım'ın ardından şöyle der:  "Yiğidim aslanım burda yatıyor..." şu sılanın ufak tefek yolları ağrıdan sızıdan tutmaz elleri tepeden tırnağa şiir gülleri yiğidim aslanım burda yatıyor. bugün efkarlıyım açmasın güller yiğidimden kara haber verirler demirden döşeği taştan sedirler yiğidim aslanım burda yatıyor. ne bir haram yedim ne cana kıydım ekmek kadar temiz su gibi aydım hiç kimse duymadan hükümler giydim... yiğidim aslanım burda yatıyor... mezar arasında harman olur mu onüç yıl hapiste derman kalır mı azrail aç susuz canın alır mı yiğidim aslanım burda yatıyor... *** Nazım Hikmet'in annesi Celile Hanım'ın yaptığı  ve  daha sonra  Bedri Rahmi Eyüboğlu'na armağan ettiği  "oğul" portresi. Burada da portrenin arkasına Bed...

Aydın BOYSAN

Aydın Boysan & Nini Nasıl da tatlı bir insan! Kendi kanımdan olsa daha fazla sevemezdim, o derece vurgunum üstadımıza! Büyük, küçük demeden herkesin karşısında saygıdan önünü ilikleyen bir insana vurgun olmamak zaten neyime! Hele ki bu devirde. Kitapları, kitaplarında yer verdiği anıları... Ne de güzel anlatıyor bir bir her şeyi. Okurken kendimi onun doğduğu yıllardan, bugüne kadar seyahat halinde buluyorum. Anıları anılarım, annesi annem, oynadığı oyunlar oyunum, yediği dayak dayağım oluyor... (Tabii ki Abanoz anılarına sadece seyirci kalıyorum :)) Anı demekle geçmemek lazım, her biri tarih dersi kıvamında okuruna bir şeyler öğretiyor, veriyor. Hele ki günümüzün gençlerinden biri olarak ben o zamanları hayretle okuyorum. Bir de hayata bakış açısı ve görüşleri; başarıları ve sitemleri... Herkesin, özellikle de genç neslin tanıması gereken biri. Ve, Rakı. Aydın Boysan deyip de onun sohbetinden, rakı tutkusundan bahsetmemek olur mu hiç? En büyük hayallerimden ...

Hıfzı TOPUZ

Hıfzı Topuz & nini Hıfzı Topuz... Onu ve yaptıklarını-başarılarını düşündüğümde, bugün "ben iletişimciyim- gazeteciyim" diyen bazı insanlar adına çok üzülüyorum. Ya ondan bi haberler ya da kendilerinden... Elbette hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığı dünyamızda her şey çok zor. Fakat konu gazetecilik, iletişim, araştırma, özgünlük  ise; bugün bir Hıfzı Topuz olabilmek elimizdeki imkanlardan ötürü çok daha kolay. Yasaksa yasak, tehditse tehdit... İsimler-sebepler farklı olsa da her şey geçmiş yıllarla aynı. Üstüne bir de teknoloji  ve ulaşım kolaylığı girdi hayatımıza, bunu da düşününce iletişimciyim demek daha da kolay olmalıydı günümüzde.  Ama maalesef. Olmuyor. Buradan da anlıyoruz ki Hıfzı Topuz olabilmek için, onun kadar insani kaliteye sahip olunması gerekiyor... Ben kendisini Afrika çalışmalarıyla duymuş ama daha çok kitaplarıyla bilirdim. Kıvrak zekası, kültür birikimi, tarih merakı ve elbette mesleğine duyduğu saygı ile birlikte çok güzel eserlere sahip ...

Kürtaj Yasağı

Kürtaj yasağı meselesi... Uzun zamandır yazmak istediğim ancak uygun zamanı bulamadığım bir konu. Aslında kürtaj hakkında yazmak gündemimiz bu yasak olmadan önce de aklımdaydı. Çocuk doğurmak, bu eylemin getirileri ve potansiyel götürüleri; anne-baba olma aşkının bencil tarafını ve benzeri düşüncelerimi daha önce " Gelecekteki Doğmayacak Bebeğime Mektup " adını yazımda paylaşmıştım. Burada da sadece kürtaj neden yapılır-yapılmadığı takdirde ne olur temasından şaşmayacağım. Yani ahlak, ilişki ayrıntıları, nüfus vb. etmenler saf dışı. Bu günlerde kürtaj yasağı diye bir gündem attılar önümüze. Her şeyden önce, bu konunun hayatımda duyduğum en ilkel, sığ, cahil ve zavallı düşüncelerden biri olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Yasak fikrinden daha da kötüsü, bu karar oluşumunu destekleyici "vatandaş" kitlesidir. Bu yazım  içeriği tamamen komşuma, arkadaşıma, otobüsteki teyzelere, markette alışveriş yapanlara, kısacası halka yönelik göndermelerle dolu olan bir payl...