Ana içeriğe atla

Kayıtlar

günlük etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Canım Anneannem Benim!

Canım canım canım canım! Her zaman bilge, her zaman nasihat sever. Bayılır sizi karşısına alsın ve hayatınızın güzelleşmesi namına sohbet etsin. Doğrulardan bahsetsin, hatalara karşı uyarsın. Yer yer karamsar ve iç sıkıcı da olsa, aklı ve kalbindeki mutluluğu saçsın. Hele ki konu torunuysa... Bugün gözümü onun heyecanla kız kardeşim MID'ı sorguladığı sesiyle açtım:  "Bu kitap senin mi? Sehpada buldum, ben çok sevdim bunu, benim olsun bu. Bunu yazan kimse benim gibi düşünmüş"  Resmen neyin nesi bu heyecan diye kalktım. Ne göreyim! Anneannemin elinde Montaigne/Denemeler kitabı. Tutmuş kollarının arasında, kitaba ve yazara övgüler yağdırıyor. (Tatlım!) Ben de uyku sersemi "o kadar sevdiysen al, sende kalsın, oku" dedim. Bir sevinç ki sormayın! "Okurum tabii, yanımdan da ayırmam. Gerektiğinde açar gösteririm bak burada da böyle yazıyor diye"  (gülücük) anneannemi temsilen gözlüğü ve Montaigne Onun bir kitap karşısındaki bu çocuksu sevincine k...

Sevgili Kış

Geldi yine kasvetli, yağmurlu, soğuk zamanlar... Yine tembelim, çok tembelim. Ne dışarı çıkmak istiyorum, ne de bir şey yapmak. Bütün gün pijamam, battaniyem ve kafamdaki klasik ev topuzumla beraber film izlemek, kitap okumak daha cazip geliyor. Biraz daha soğusun bunlara sıcak çikolata ya da salep de eklerim ben.  Tüm bunların yanında, gelin görün ki yemek yeme ivmemde bir düşüş yok. Hatta kışı bahane ederek sıkıldıkça, üşüdükçe, yağmur yağdıkça, paçam ıslandıkça, 7458765 parça giyindikçe kızıp daha fazla yediğim bile oluyor. Hele bir de boğazlı kazak giydiysem daha da fena.. Melankoliye meyilli olduğumdan ya da bundan zevk aldığımdan değil, buna zorunlu kaldığımdan alt üst oluyorum karanlık havayı görünce.  Böyleyimdir ben, daha kışın "k" sını görmeden kestaneleri sererim sobanın üstüne. Sevmiyorum şiddetli yağmurları, çamuru, soğuğu. Üşümekten nefret ediyorum. Benim için güzel anları evin içindeyken dışarıda yağan yağmuru izlemek ya da tutmuş kar üzerinde -as...

Mini Sohbet: Şerefe

"Merhaba, naber?" dediklerinden kelime; "Dostum, anlat dinliyorum" dediklerinden " düşünce " kaparsın. Siz siz olun arkadaşlarınızı yakın, dostlarınızı daha da yakın tutun. Çünkü dost dediğiniz, kalbinize ettiği kadar aklınıza da eşlik eder.  İnsan bu, içinde aşırı bir hainlik taşımıyorsa zaten, derdin olduğunda seninle beraber derdine içerleyecektir.  Güzeldir ama herkesin dost olabildiğine delalet değildir. Zaman geçirmek, bir şeyler paylaşmak için elbette referansa gerek yok. Ama siz yine de düşüncelerinizin yanında git gide büyüdüğü kişilerle olmaya gayret edin. Sizinle çaresizliğinize eşlik edenin, ağlayanın değil; çaresizliğinize üzülmeyi kenara bırakıp çarenize çare eklemeye çalışanın dostunuz olduğunu bilin. Zira sağduyunuzu kaybetmemeniz sizin olduğu kadar, yanınızdakilerin de elindedir. Bunlar arkadaşım Chebis'in söylediği bir aforizma sonucu aklıma düşenlerdir.  Kim olduklarını seçmeniz ve kıymetlerini bilmeniz dileği ile, şeref...

Mini Sohbet: Sıkılıyorum

-sıkılıyor musun? -evet sıkılıyorum -kendi kendine mi konuşuyorsun? -cevabı bilmiyor muyum? -sus bence! -sustum -... Şaka ya da espri denemesi değil. Şizofrenik bir durum hiç değil. Zaten kendime öyle bir teşhis koysam paylaşmaktan kaçınmayı z .  Ben ve nileud. Sadece sıkılıyoru z . Bir süredir öyle çok şey yapmak istiyorum, öyle çok hedefim var ki bunları gerçekleştiremiyor olmaktan dolayı çok daralıyorum. Yapamadığım şeylerin beni kara delik misali yuttuğuna inanmaya başladı k . Evet, işim çok ama yine de çok sıkılıyorum.  Kafasında ev topuzu, üstünde pijamayla oturup yazı yazan bize yılmadan katlanın ve canınız istedikçe okuyun, yazın diliyorum. Sustu k .

Bencil Olamıyor İnsan

Siz hiç kaçtınız mı, kaçmak istediniz mi? Gerçekten ama gerçekten, arkanıza bile bakmadan koşmak, uzaklaşmak.  Aslında hep olmanız gereken, olmanız gerektiğine inandığınız bir yerden vazgeçmek, noktalamak...  İstemeyin olur mu?  Çok zor çünkü, çok imkansız. Ucunda bazı şeylerden kurtulmak olsa da vazgeçmesinin bedeli olan büyük bir yükü, vicdanı, özlemi taşıyamaz insan. Ve bunu bildiği için, doğruyu bildiği için, kaçmak istese bile kaçmayı hayal edemez. Bırakın koşmayı, emekleyemez! Çünkü insan için asıl olan ailedir. Ne olursa olsun her şeyi ailesidir. Her kıymetli şey gibi bununda bir külfeti vardır. Her şeyi terk edebilirsin zora girince ama senin yanında olan, seni yanında isteyen aileni asla. Ruhun bir yerlere kaçsa da bedenin her koşulda olması gereken yerde, sevdiklerinin yanında olmalıdır. Her şey elbet bir gün düzelir ve o güne kadar ruh kaçışının bıraktığı boşluğu yüzündeki gülümseme doldurmalıdır.  Birlikte çok daha güzel olacak yakın günlere...