Ana içeriğe atla

Kayıtlar

gündem etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Merdiven Altı Kürtaj

Hayatta bazı şeyler vardır ki, o şey'in bir parçasıysan hata yapma lüksün yoktur. Sen bir "hata"dan potansiyel bir kitleyi döndürmek istiyorsan eğer; başka bir hataya gebe kalmayacaksın. Malum artık kürtaj büyük sıkıntı, vallahi aldıramayız karnında büyüyen o iblis kanını! Haber bu: Tebrikler Babacık Elbette bilendim. Ne babam var ne de planlarım arasında hamile kalıp da sonradan aldırmaya çalışasım. Ama sinirlendim. Öyle - böyle değil, ciddi ciddi mideme kramp girdi. İlk önce söylemeliyim ki bizim millet olarak yanlış anladığımız bir şeyler var. Hani evinize yardımcı; arabanıza şoför; çocuğunuza dadı tutarsınız ya, işte bu bakanlıklar da öyle bir şey. Size itaat etmes; çalışması; halkının emektarı olması gereken kuruluşlar. Ama kalkıp iktidara söylenmeyeceğim, zira bu çok uzun yıllardan beri bu şekilde işlemiyor. Küçük esnaf da, inşaat işçisi de koca koca zırhlı lüks arabalara çalışıyor... Bu telefona mesaj olayı sürpriz olmadı birçok kişiye; fişl...

Dağlıca

Hakkari ilinin Yüksekova ilçesine bağlı olan bir köy. Orası adına Vikipedi der ki: Dağlıca esrarengiz bir yerdir, sisli puslu karanlık ve ürpertici sınırın son köyüdür. Bugün (19.06.2012) : 8 şehit, 16 yaralı asker Dün:           (22.12.2011) : 1 şehit, 1 yaralı            (07.05.2010) : 2 şehit, 1 yaralı asker           (14.03.2010 ) : 1 şehit, 1 yaralı asker           (21.10.2007) : 12 şehit, 16 yaralı-8 esir asker             ... Konu terör olunca maalesef kronolojik şehit ve yaralı asker listesi kolaylıkla uzatılabiliyor.  Dağlıca'nın birkaç adım ötesinde olan Uludere, Yüksekova, Ortabağ, Çukurca, Şemdinli  gibi birçok ilçe/köy bize Hakkari'nin adını duyuruyor.  Hakkari'nin birkaç kilometre ötesindeki başka şehirler bize teröre lanet okutturuyor.. Biz, kabaca " Allah'ın hatırladığı " şehirlerde yaşayanlar diye tabir edil...

Kürtaj Yasağı

Kürtaj yasağı meselesi... Uzun zamandır yazmak istediğim ancak uygun zamanı bulamadığım bir konu. Aslında kürtaj hakkında yazmak gündemimiz bu yasak olmadan önce de aklımdaydı. Çocuk doğurmak, bu eylemin getirileri ve potansiyel götürüleri; anne-baba olma aşkının bencil tarafını ve benzeri düşüncelerimi daha önce " Gelecekteki Doğmayacak Bebeğime Mektup " adını yazımda paylaşmıştım. Burada da sadece kürtaj neden yapılır-yapılmadığı takdirde ne olur temasından şaşmayacağım. Yani ahlak, ilişki ayrıntıları, nüfus vb. etmenler saf dışı. Bu günlerde kürtaj yasağı diye bir gündem attılar önümüze. Her şeyden önce, bu konunun hayatımda duyduğum en ilkel, sığ, cahil ve zavallı düşüncelerden biri olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Yasak fikrinden daha da kötüsü, bu karar oluşumunu destekleyici "vatandaş" kitlesidir. Bu yazım  içeriği tamamen komşuma, arkadaşıma, otobüsteki teyzelere, markette alışveriş yapanlara, kısacası halka yönelik göndermelerle dolu olan bir payl...

6 Mayıs 1972

6 Mayıs 1972 Deniz, Yusuf ve Hüseyin 'in ölümlerinin üzerinden 40 yıl geçti. İdamları sırasında annemin bile çocuk olduğu bu gençleri, bugün saygı, hayranlık, hüzün ve sevgiyle anıyorsam fazla söze ne hacet! ... Deniz'e Karşı Utancım yıllar geçti üzerinden, artık idam yok 1972'den beri bu tarihten tiksinen çok sen gittin gideli çok şeyler değişti be çocuk öldüğün yaştayım ama bıyıksız halin kadar yüreğim yok ... bir de şarkı: Zülfü Livaneli:   Hoşçakal Kardeşim Deniz .. Böyle insanları Hatıramayalım da unutalım mı? sahi, daha ne isimler var bu lekeli tarihte kalp ağrıtan, daha önce de bu blogda yer verdiğim başka isimler gibi: Hatırlamayalım da unutalım mı?

Çocuk İhmal ve İstismarı: Velayet

Her zaman dile getirdiğim bir şey vardır: doğumuna sebebiyet vermek bir çocuğu senin "malın" yapmaz. Annesi de olsan, babası da olsan önemli değil. Bakamadığın ya da çocuğun için tehlike oluşturduğun anda ne aranızdaki genetik bağ ne de velayet denilen şey önemli gelir. Gönül isterdi ki bu düşüncemi devlet; hak-hukuk kuklacısı adalet ve herkes benimsesin, fakat ne mümkün?  Hiçbir yasanın yeterli ve akılane olamadığı; düzgün olan yasaların da sağlıklı bir şekilde yorumunun yapılamadığı ülkemizde bu oldukça ütopik kaçacak bir istek. Bunu biliyorum. Biliyorum ama kendimi sitem etmekten alıkoyamıyorum. çocuk ihmal ve istismarı Küçücük bir kız çocuğu, bundan 1 sene önce annesini kanserden kaybediyor. Tam 1 sene boyunca kemoterapi seansı sonralarında annesinin çöküşüne, eriyişine şahit oluyor küçücük aklı ve kalbiyle. 1 sene boyunca annesinin tedavisi için geldikleri başka bir şehirde, teyzesinin evinde, babası ve kendisinden sadece birkaç yaş büyük olan abisinden uzak y...

Çocuk İstismarı

Çocuk İstismarı   Yetişkin insanların bile kendilerini korumakta başarılı olamadığı dünyamızda, ülke hukukumuza göre 18 yaşına dek her birey çocuk kabul ediliyor. Çocukların saptanmış ezbere bir kıstas olan reşitlik evresine kadar yetişkin olmadıkları yönündeki negatif genellemeye karşın, özellikle de içinde bulunduğumuz topraklarda, bir anda "yetişkin"e dönüştü(rüldü)ğüne şahit oluyoruz. Küçük bireylerin maruz kaldığı fiziksel, duygusal, cinsel, sağlıksal, eğitimsel vb. ihmallerin yanı sıra; bir de çocuk istismarı denen ve evrensel çapta sık örneklerine rastlanan bir gerçek vardır ki, bu istismarlardan haberdar olan insanda insanca söz söyleyebilme yetisi kalmaz. Çocuk istismarı denen hadiseyi kendi içerisinde ayırmak gerekirse fiziksel, duygusal ve cinsel istismar başlıkları altında irdeleyebiliriz. Bu yazımda asıl değinmek istediğim nokta istismar farkındalığı olduğu için her birinden kısa kısa ve yüzeysel bahsedecek, daha sonraki zamanlarda da ana başlıklar altın...

Kıyamet Günü Geldi!

kıyamet günü fırtına yutmuştu her birimizi toz bulutunun körelttiği gözlerimiz görememişti etrafta çaresizce çırpınan diğer bedenleri ardından uğultuların zihnimizi sarmasıyla kulaklarımız da sağırlaştı, artık ne kendi çığlığını ne de çevresindeki acı dolu feryatları duyamaz oldu insan evladı inananın kıyamet günü gelip de çalmıştı kapıyı sorgulamaya başladı sondan başa tüm günahlarını bedeni tuzla buz oldu her bir hücresi çamura bulandı dünya üzerinde tek bir insan bile o mikro saliseden sonra nefes alamadı dünya artık yok yerinde inanana kıyamet; inanmayana sönmüş enerji dediler adına son, herkese aynı son! insanlık çalıştı ve  kazandı tükenmeyi cennet diye bir yer varsa şayet, kapısından girecek kul kalmadı  ömrünü oraya adayanların bile sessiz kaldıkları için cehennem olmuştu artık yeri kötüysen zaten şaşırmazsın, iyiysen de neden diye sorma senin dünyanda kötülükler olurken sen sadece kendi ...

Meczup

Kafalarımız karışık, yorgun ve saçmalamaya müsait haller içerisindeyiz. Her birimizin kişisel yaşantısı yeterince problemli değilmiş gibi, bir de etrafımızda olup bitenlerden nefes alamaz duruma geldik. Bir gün otobüste yanımızda oturan adamın kafatasını cama vurarak kırmak isterken; bir başka gün markette çocuğunu kolundan sürükleyen kadını saçlarından et reyonuna asmak isteyebiliriz. Gelin görün ki bu uçuk fantezilerimize rağmen aslında havlayan köpekten hiçbir farkımız yok. Biz sadece adalet, insanlık ve sevgiye olan özlemlerimizin çizdiği yolda, sıyırmak üzere koşar adımlarla sek sek oynuyoruz. 8 adım ileri, 8 adım geri. Lanetlenmesi gereken insanlar yanımızdan bisikletle geçerken, biz olduğumuz yerde zıplayıp duruyoruz. Ne de olsa meczubuz... Bize meczup diyorum ama Tanrı aşkıyla aklını yitirmiş kimse * olanından değil; şahit olduğumuz çirkinlikler sayesinde dengesini kaybetmiş olanlardanız biz. Her gün haberleri okuduğunda kendini camdan atmak isteyen; "bundan beter ne o...

Uzaylılarla İş Birliği

Hepsi onun kadar şanslı değil Geçen gün öyle bir şeyle karşılaştım ki, içim yandı; canım çok acıdı...   Neden mi?  Sahil kenarında yürürken önümde bir adamla kadın yol alıyordu. Adamın elinde parlak ve simsiyah tüyleriyle kocaman bir köpek. Öyle büyüktü ki, köpekle aynı pozisyonu alsam ebatlarımız eşitlenirdi. Yanındaki kadın da tasmayla dünya tatlısı, diğerine nazaran daha küçük bir köpek gezdiriyordu. Zavallının arka bacakları tutmadığı için ona tekerlekli bir düzenek kurmuşlar ve o şekilde diğerleri gibi hayatını, zor ya da eksik de olsa, idame ettirebilmesini sağlamışlardı. Engelli insanlar ve onların nahoş koşullarına olan özel ilgim nasılsa, aynı şekilde yol boyunca o köpek için de kara kara düşündüm. Bir kaza geçirdiği çok açıktı ve bu kaza sonucu doğasının getirdiği hiçbir hissiyatını dilediği gibi yaşayamıyordu. Koşamıyor, oyun oynayamıyor... Köpek bu, insana muhtaç. Anlatmak istedikleri varsa bile anlatamıyor, sadece çırpınıyor. ...  Onlar önümde...

Naegleria fowleri

kim için, ne uğruna yaşadığını-çalıştığını sorguladın mı hiç? dilersen 3 üniversite üzerine yüksek akademik başlarılara imza at; dilersen dünyanın en güzel/yakışıklı, çekici, herkesin imrendiği insan ol; dilersen yeni nesil Koç, Sabancı sayıl; dilersen tüm dünyanın şerefi-namusu senden sorulsun; dilersen cennette en ön sırada yerin hazır olsun; ... Kim için, ne uğruna bugününü yaşadığını bana açıklayamıyorsan; bırak bana açıklamayı kendine-sisteme-hayata dair bunu hiç sorgulamadıysan sen benim için " tıkla bak, şundan " farksızsın!  Acıyorum ezbere yaşayan insanlara, öyle böyle değil-çok acıyorum. Hele ki çocuklarını böyle yetiştiren ailelere gerçekten darılıyorum. Ben ve benim gibi hissedenler ,  daha kim olduğunu bilmeyen insanlarla trikotaj misali çevresi örülmüş, anarşist-tembel gibi yaftalar yemiş,  onlara göre çaresiz; onların yanında yalnız birey leriz biz!

Mikail Boz ne yaptı?

İnsanlar ve eleştiri... Ortada olumlu bir eleştiri varsa amenna. Peki, olumsuzlarda? İnsanlar başkalarını çoğu kez eğitimsizlik ve cehaletlerinden ötürü hor görülürler. Aynı masada oturmak, bir konu hakkında akademik geçmişi olmayan biriyle konuşmak yersiz gelir. Kendisiyle eş düzeydedir ya da değildir,  bu tip insanları eleştirmek kimin haddine? Bilinmelidir ki tüm bu önyargılarının nedeni  hazımsızlık problemi çeken egolarıdır. sistemin hedefi zaten gençliği böyle yapmak Bunca faili ego olan konular arasında, neden mi eğitim&ego ilişkisine değiniyorum? Çünkü günlerdir aklımdan çıkmayan ve can sıkıcı olan bir haber var gündemimizde: Bir üniversitenin dekanı,  hakkında olumsuz eleştiri yazan ekşisözlük yazarı öğrencisini okuldan uzaklaştırıyor. Hepimiz biliyoruz ki biz böyle bir ülkeyiz. Başımızda ahkam kesenler ve üst kademe eğitimcilerimiz bile bu denli gaddarlar düşünce özgürlüğüne karşı. Ben sadece burada içimi döküp, nerede o eski cesur, özgür ge...

Faili Ocak Ayı (Uğur Mumcu, Gaffar Okkan, Hrant Dink)

İnsan olmayı hazmedebilmiş , doğru davranmayı becerebilen, ülkesi için çalışan vatandaşımız var(dı) bizim.   Aydınımız, gazetecimiz, düşüncesi uğruna savaşmak ve ölmek zorunda kalan Uğur Mumcu'muz var(dı)   Bir gün evinin önünde, kendi arabasının içerisinde havaya uçtu bedeniyle beraber bütün gerçekleri/gerçeklerimiz.   Üzüldük, utandık, nefret ettik, isyan çıkardık, adalet dilendik... Milyonların düşünce ve umutlarını öldüren, cesaretlerini kaybettiren bu cinayetin suçlularını istedik. 1993 yılından bu yana... Faili Ocak ayı olan Uğur Mumcu cinayetimiz var bizim. * İnsan olmayı hazmedebilmiş , adil davranmayı becerebilen, ülkesinin tüm bireylerini eşit görüp, seven vatandaşımız var(dı) bizim. Alt kimlik anlayışına ve teröre savaş açan, tüm tehditlere rağmen doğru uğruna savaşan emniyet müdürümüz, Ali Gaffar Okkan'ımız var(dı) Bir akşamüstü, Diyarbakır'da pusuya düşürülmesi sonucu onu kaybettik. Onunla beraber teröre karşı dik duruşumuzu da... ...

Erdal Eren - Sinan Süner

Hatırlamayalım da unutalım mı? Her şeyin yerle bir olmaya başladığı dönemlerden birinde ölen gencecik delikanlılar... Onların hikâyeleri değil mi tüm ülke tarihinin silinmeyecek kara lekesi ve kabuğun altında aralıksız kanayan yarası. Ne yapalım? Hatırlamayalım da unutalım mı? O   O , Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği  (Y.D.G.D.)  üyesi ve ODTÜ öğrencisiydi.   O ,  SSCB'nin (Sovyetler Birliği) Afganistan işgalini protesto etmek amacıyla bir gece duvar        yazısı yazmak üzere toplanan öğrenciler arasından en şanssız olandı. Çünkü o, duvar yazısı ve                  afişlerle uşraştığı sırada, oradan arabasıyla geçmekte olan dönemin MHP'li bakanı Cengiz Gökçek 'in koruması Süleyman Ezendemir'in silahıyla defalarca vurulan ve daha sonra kan kaybından ölene kadar başkent sokaklarında arabayla gezdirilip işkence gören, öldüğü anlaşılınca da hastane kapısına atılan genç adamdı. ...

Antika Adalet Terazisi

... Madem bugünün adaleti bir N.Ç.'dir, bürokratik üstünlüktür, paranın gücüdür, Silivri'nin ideoloji suçlusu sakinleridir... Madem bu denli çarpıklaştı hayatımız, adaletin yolu yordamı değişti. Varsın adalet yerini bulmasın, varsın bizim için şu saniye adalet ortadan kalksın. N.Ş.A. genç, umut ve inanç dolu olması gereken bir vatandaş olarak, bugün "adalet" denilen şeyden korkar oldum. Nerede zamanın gerçek, bize öğretilen umut kapısı; yaraya merhem, yapılana ceza olan o eski terazisi, nerede bugünün umut kırıcı, yara açıcı, taraflı terazisi... Anlaşılan aradığımız terazi antika olmuş ve müzede ikamet etmekte...

İnsanlar ve İroni (Alfred Nobel)

Yazılarımda çok sık bahsettiğim ya da kullandığım bir kavramdır ironi. Bugün okuduğum " Fransızlar yeni bombasını Libya üzerinde denedi ve onlarca kişi hayatını kaybetti" haberi ile aklıma şu bomba denen şey, arkasından da savaş denen olgu ve türevleri geldi... Ne kadar büyük bir aptallık tüm bunlar hepimizin adına... Güya evrende aklı olan tek canlı türüyüz. Vallahi yalan... Bütün beyin eforunu bu yönde, insanlık dışı çıkarlar için harcayanların yerinde olacağıma mavi-yeşil alg olurum daha iyi... kız kaçıran Bir kere biri bana açıklasın, vatandaş dediğimiz canlı, vatandaş olmayan canlıya göre neden daha kıymetli oluyor? Düşman ya da rakip ülkenin topraklarında doğmak, kime beni öldürme hakkını veriyor? Sanmayın ki ütopik ya da hayal boyutunda iyilik diliyorum tüm dünya adına. Dünyanın düzeni bu, bunlar yaşanması gereken bir hal haldı günümüzde. Hatta gayet iyi biliyorum ki güç savaşı ve insanlar arasındaki çatışmalar çok olağan. Yaşamın, yaşayabilmenin bir ku...

Kajin ve Kemal - Van Depremi

... bir an için afalladım ve "neden" diye sordum... " neden mi? Kajin benim arkadaşımdı, buraya taşındığımızdan beri hep beraberdik. ama artık ayrıyız çünkü o gitti! uzun zamandır yoktu ama dün gece rüyamda beni ziyarete geldi. uzaklarda bir yerden bana sesleniyordu.  duyamıyorum seni Kajin, bir daha söyle dedim ama sesim çıkmadı. birden omzuma eliyle dokundu. başta korktum ama sonra sevindim, iyi görünüyordu. "şimdi duyabiliyor musun beni Kemal?"   duyuyordum ama şaşkındım, cevap vermedim, sustum. "üşüyor musun?"  diye sordu gülümseyen gözlerleriyle. sonra teker teker yeni oyuncaklarıma dokunarak polis arabamı bir ileri bir geri sürdü durdu. bir ara kafasını kaldırıp yüzüme baktı ve yine gülümseyerek sordu: "sirenleri çalışıyor mu bunun?" hayır, sirenleri yok hem sessiz ol herkes uyanacak  diyecektim ama diyemedim. şaşkındım, cevap veremedim, sustum. kırmızı, mavi ışıklarla aydınlandı çadırın karanlığı....

biri bana anlatsın

insan olan biri bana söylesin; Allah, peygamber inancı olan, özellikle de müslüman olan biri bana anlatsın lütfen. tanıtsın bana dinini de, inancını da. sanıyorum ki benim bildiğim, anladığım, benimsediğim yanlış bir inanç. iyi bir kalbe sahip olmak, diğer tüm canlılara iyi niyetle yaklaşmak, dürüst olmak değil önemli olan. bunu Allah korkusuyla ve din maskesi altında yapıyor olduğunu vurgulamak mesele. o da nasıl eğreti duruyorsa dursun sanıyorum ki prim yapıyor. zaten yalandan yaşayanlara göre de, yukarıdaki prime bakıyor...  inancı diline pelesenk, devlet işine-her şeye dahil olmuş;  kendisine uymayan herkesi Allah'ından izin almadan katletme hakkına sahip olmuş. ama sorsan bu bir müslüman, bir insan. yazık! istiyorum ki biri bana  bu haberi  açıklasın. o da olmazsa, Kaddafi'nin linç edilişi ve bedenine sokulan demir boruyu açıklasın. o da olmazsa hoşgörü dini olarak lanse edilen müslümanlığa mensup kişilerin saldırdığı gayrimüslümleri anlatsın. öldürülen masum...

N.Ç. - Rızasıyla alıkoymak suçu

Şimdi empati zamanı, benimle beraber yaşa: Sen   daha 13  sün. 1,2,3,4,5,6,7,8,9,10,11,12,13,14,15,16,17,18,19,20,21,22,23,24,25, 26 kişi sen istemeden senin bedenine  sahip olsun. Bakire olmandan dolayı ters ilişkiye zorlasınlar seni. ... Üstüne, aralarında  kadın bulunmayan 3 yeni dönem 2 kıdemli yargıtay üyesi olan   5 kişinin imza attığı rezil bir kararla bir kez daha tecavüze uğra. Sen o aşağlık 'insan'ların leş kokularını,  insanlık dışı fantezilerini senin üzerinde gerçekleştirmelerinin günahını ne bedeninden ne de zihninden silemeyecekken, bir de sığındığın hak-hukuk çatısı altından neredeyse 11   yıl boyunca ruhsal işkence gör. Dile kolay, yıllardan bu yana senin ve ailenin acısını, nefretini birazcık dahi olsa hafifletecek bir karar, yaptırım bekle dur yargıdan. Sonra, kararla yüzleş: Meğer senin kendi rızan varmış! Totalde 32 sanığın, "zorla alıkoymak" suçu yokmuş ortada. "Rızasıyla alıkoymak suçu" işlenmiş. " 15 ...

Mini Sohbet: Hepimiz İnsanız

Bizli konuşmama, hepimizi aynı 'insan' kalıbına koymama kızmayın.  İ şin gerçeği bu. Belki sen eline silah alıp kan döken biri değilsin ya da yardım tırlarını yağmalayan... Belki sen oto yıkama açtığında arabalar rahat girsin çıksın diye binanın 3 kolonunu kesen adam da değilsin. Ama sen, kansere sebebiyet verensin; onu genlerinlede kuşaktan kuşağa aktaransın. Sen kürk giymek isteyen;  ozon tabakasını delensin. Sen vücuduna horman enjekte edensin.  Sen kendini en üstün gören ve hiç ölmeyecek zannedensin. Sen farkında olmadan yine bir yerlerde, birilerinin ölümüne göz yuman katilsin. Sen insanlık kavramını kavramaktan uzakta, üstünlüğünü dünyayı yok etmek için kullanansın. Ben, sen, biz, onlar... Hepimiz farklı ölüm ve yıkım senaryolarına farkında olmadan sebebiyet verenleriz. Kuru Burunlular Benim için herkes insan, herkes aynı, herkes insanın wikipedia'daki karşılığıdır. (lütfen tıklayın  ve hepsini inceleyin) Herkesin içindeki iyilikle tanı...

Ekim 2011 (Uğursuz Ekim)

Başlığın açılımı: 'Negatif olayların' yarattığı etkiden daha çok, biz 'negatiflik' üretiyoruz. Çok fazla olumsuzluk var. Gitgide geriye giden bir millet, sadece gerilese neyse bir de bölünmeye başlayan bir millet + ideolojisi, inançları, çıkarları birbirleriyle çatışan ülkenin önde gelenleri ve özgürlüğünü kaybetmiş koruyucularımız + bitmek bilmeyen şehit haberleri + Van'da yaşanan büyük deprem ve kayıplar + ve daha gündemdeki yeri sürekli oynayan fakat, aslında hep ülke gerçeği olan birçok kötü-yetersiz-acıklı olumsuz durum. suç senin değil Ekim ayı 80 kuşağının sonuna doğru doğduğumu ve hemen hemen bunların hepsine yaşamım boyunca hep şahit olduğumu düşünecek olursak varılacak netice: hiçbiri yeni değil. Şu git gide tatsızlaşan Ekim ayına gelince, bu yaşananlar da ilk değil. İki gün önce terörden sebep yas tutarken, şimdi deprem kayıplarına üzülüyoruz. Van, 1. derece deprem bölgesi, komşuları da 2.derece deprem kuşağında. Yani en tehlikeli bölgel...