Kayıtlar

Ekim, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

29 Ekim 2012

Resim
Bendeki sular durulunca...

Az kelimeye çok duygu sığdırmaya çalışıyorum şu sıra. Zira ne dilimde tat var ne de parmaklarımda güç. İçimden geçen onlarca nefret söylemini susturuyor mantığım. Sağduyulu ol diyor. Sağduyu gerek böyle zamanlarda...

Kafamdakilerin özetiyse sendeki, ondaki ile aynı: 29 Ekim 2012 hafızalarımıza istemediğimiz şekilde kazındı. Ben hırsımdan kendimi nerelere koyacağımı bilemezken, Özdil düşüncelerini 49 karaktere sığdırdı:
İstediğin kadar tazyikli su sık..
Korkma sönmez!
Kimi anladı, kimi kısalığına takıldı. Ben ise hayran kaldım kelime oyununun altında yatan gözdağına.
Zaten bundan sonra az laf çok icraat olmadıkça olmaz. Cumhuriyete bile dikta edenler yarın senin ekmeğinde, yatağında...

İyisi mi, sen karakter saymak yerine devlet duruşunda karakter ara.




Yürüyüş ve kutlamaları ihmal etmeyen herkese sevgiler...

Boş Küme

Resim
Ay, yeniden arkamda ve ben yine ondan bihaber.  Aynaya dönüyorum yüzümü ve çıkarıyorum ne varsa üzerimden...

 Soyundukça ortaya çıkıyor karalamalarım. Bacaklarımda devrik cümleler, göğsümde imla hatası. Yazamıyorum şu sıra, olmuyor.  Elimde kağıt kesikleri, yerlerde ağaç kanı!



Kesişmeyen Doğrular

Resim
Ay inmiş penceremin önüne, perde aralığından beni dikizliyor. Ben ise her şeyden bihaber usul usul çözüyorum gömleğimin düğmelerini aynaya karşı.
Dışarıdan gelen esintiyle değil de düşüncelerimle ürperirken tüylerim, aynadaki yansımam pütür pütür tenimi ele veriyor.
Dokunuyorum kendime. Seviyorum kendimi daha önce kimselerin sevmediği gibi. Geçmiyor, üşüyorum.
Ruhum tek başına dans ediyor. Beynim ise sarhoşluktan dengesiz. Tökezliyorum.
Gelmiyor içimden üzerime bir şeyler giymek. Çıplaklığını tadabilmek istiyorum bu defa gerçeğin.
Sonra sorgular başlıyor:
Sanki bizi kirleten yalanlar değilmiş gibi neden hala herkes giyinik; neden bütün tenler pürüzsüz olmaya çırpınıyor?
Geceye bakmak istiyorum, perdemi açmamla beraber karşımda kanımı donduran onlarca bakış.
Kınıyorlar beni. Kınanıyorlar çıplaklığımı. Kınıyorum beni sevmeyen o gözleri.
Bulamayınca görmek istediğimi, cesaretim kırılıyor. Cenin gibi kıvrılmışken simsiyah çarşafa fısıldıyorum: Bu gece aydınlığım yok Ay'dan yana.
Oysa …