Kayıtlar

Haziran, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Merdiven Altı Kürtaj

Resim
Hayatta bazı şeyler vardır ki,
o şey'in bir parçasıysan hata yapma lüksün yoktur.
Sen bir "hata"dan potansiyel bir kitleyi döndürmek istiyorsan eğer;
başka bir hataya gebe kalmayacaksın.
Malum artık kürtaj büyük sıkıntı,
vallahi aldıramayız karnında büyüyen o iblis kanını!


Haber bu: Tebrikler Babacık
Elbette bilendim.
Ne babam var ne de planlarım arasında hamile kalıp da sonradan aldırmaya çalışasım.
Ama sinirlendim.
Öyle - böyle değil,
ciddi ciddi mideme kramp girdi.

İlk önce söylemeliyim ki bizim millet olarak yanlış anladığımız bir şeyler var.
Hani evinize yardımcı; arabanıza şoför; çocuğunuza dadı tutarsınız ya,
işte bu bakanlıklar da öyle bir şey.
Size itaat etmes; çalışması; halkının emektarı olması gereken kuruluşlar.
Ama kalkıp iktidara söylenmeyeceğim, zira bu çok uzun yıllardan beri bu şekilde işlemiyor.
Küçük esnaf da, inşaat işçisi de koca koca zırhlı lüks arabalara çalışıyor...

Bu telefona mesaj olayı sürpriz olmadı birçok kişiye; fişleme gerçeği zaten tara…

Kazım Koyuncu 25062005

Resim
"Bu arada; hiç başımızdan eksik olmayan gökyüzüne, günün karanlık saatlerine, ara sıra kopsa da fırtınalara, bir gün boğulacağımız denizlere, eski günlere, neler olacağını bilmesek de geleceğe, kötülüklerle dolu olsa bile tarihe, tarihin akışını düze çıkarmaya çalışan tüm güzel yüzlü çocuklara, Donkişotlar 'a, ateş hırsızlarına, Ernesto "Çe" Guevara'ya, yollara-yolculuklara, sevgililere, sevişmelere, sadece düşleyebildiğimiz olamamazlıklara, üşürken ısınmalara, her şeyden sıcak annelere, babalara ve tadını bütün bunlardan alan şarkılara kendi sıcaklığımızı gönderiyoruz. Kötü şeyler gördük. Savaşlar, katliamlar, ölen-öldürülen çocuklar gördük. Kendi dilini, kendi kültürünü, kendisini kaybeden insanlar, topluluklar gördük. Yanan köyler, kentler, ormanlar, hayvanlar gördük. Yoksul insanlar, ağlayan anneler, babalar, her gün bile bile sokaklarda ölüme koşan tinerci çocuklar gördük. Biz de öldük. Ama her şeye rağmen bu yeryüzünde şarkılar söyledik. Teşekkürler dünya.

Buyur Burdan Tanı

Resim
"Evved ağğbim! Ne veriim ağbim?" 

Bir arkadaşım var, diline dolanmış bir dürümcü amcanın repliği. Her görüştüğümüzde söylüyor. Söylesin. Söylesin de, benim de dilime dolanıyor... Buraya da yazdım ki girizgah dürümcü amca nidası görsün!

Binlerce dansöz arasından anca fırsat bulup da bir dansöze gönlümü verdim. -e-edebiyat sarışını burada mimlerden bahsediyor- Bu rakkasenin adı: Takıntılarım ; oynatanlar:Kuul'umsum, Deep, Sessizgemi, İpekböceğim, ... (unuttuğum-görmediklerim için affola)

Herkes gibi benim de takıntılarım var. Kimisi zararsız-kimisi bünyeye zarar... Hani uzun zamandır görmediğin biri "neler yaptın hadi anlat" der ve o an için aklınıza hiçbir şey gel(e)mez ya, bu da tam o kıvamda işte. Bunca yıllık hayatımda beni ben yapan ve bana olağan gelen şeyleri cımbızla çekmem gerekiyor. 
Tamamdır, düşünüyorum...


Koku, koku, koku...
İnanılmaz bir koku ve güzel kokma takıntım var. Her kokuya o kadar duyarlıyım ki, bazen diğer insanlar da benim kadar duyuyor mu yok…

Dağlıca

Resim
Hakkari ilinin Yüksekova ilçesine bağlı olan bir köy. Orası adına Vikipedi der ki: Dağlıca esrarengiz bir yerdir, sisli puslu karanlık ve ürpertici sınırın son köyüdür.

Bugün (19.06.2012) : 8 şehit, 16 yaralı asker
Dün:
  (22.12.2011): 1 şehit, 1 yaralı
  (07.05.2010): 2 şehit, 1 yaralı asker
(14.03.2010) : 1 şehit, 1 yaralı asker
          (21.10.2007): 12 şehit, 16 yaralı-8 esir asker
...

Konu terör olunca maalesef kronolojik şehit ve yaralı asker listesi kolaylıkla uzatılabiliyor. Dağlıca'nın birkaç adım ötesinde olan Uludere, Yüksekova, Ortabağ, Çukurca, Şemdinli  gibi birçok ilçe/köy bize Hakkari'nin adını duyuruyor. Hakkari'nin birkaç kilometre ötesindeki başka şehirler bize teröre lanet okutturuyor..

Biz, kabaca "Allah'ın hatırladığı" şehirlerde yaşayanlar diye tabir edilenler, Hakkari'yi kaybettiğimiz şehitlerimiz; öldürülen masum insanlarla duymaktan nefretle anar olduk. 
Kışın yolları aylar boyu karla kaplı; çoğu yerde içme suyu şebekesi olmayan; yer ye…

Coştum mu Acaba?

Resim
Hayattan keyif almalı, eğlenmeli, bol bol gülmeli. Bir de kafaya takmamalı olan biteni- hele ki değiştirilemeyecekleri... Şimdi durduk yere bu pozitif kelimeler neden mi? Belki de negatifliğin dominantlığına karşı olup biten bir şeydir isyanımın sebebi!

İsterseniz kulağıma biri fısıldadı diyelim, isterseniz kafama antilop düştü. Ne dersin? Sebebi belki havanın güzelliğidir belki de doktor ağzından çıkan birkaç kelime... Neyse ne.  Sonuç olarak ben kendime yeni mikro hedefler belirledim. Üstelik de hiçbiri  kariyer, dünyayı kurtarma, öğreti vb tıngırtılar taşımıyor. Kısaca bir süreliğine kafamdaki antilop yuvasına geri dönene kadar, radikal olarak kendi heyecanlarımı ve mutluluğumu önemsemek istiyorum. Bir nevi yaz tatili edindim kendime: tek işim hayallerimi gerçekleştirme.
İşte herbiri kişisel, her biri sadece beni mutlu edecek mikro planlarım: Sevdiğim insanlarla (yazar, oyuncu, müzisyen, dansçı vb.) tanışmak ama öyle kolay yoldan değil, bunu emek vererek yapmak ve fazlasıyla karşılı…

Yastıklara Sarılıp Yatar mıydın?

Resim
bana sorarsan "ne düşlüyorsun?" diye, aşk anlayışım da aşka dair sorularım da  kendim yazmış ve söylemişim gibi
 bu şarkıda. tabii burada önemli olan sorman.
sordun mu? peki, dinle o zaman...


Züğürt Tesellisi

Resim
bu bir gönderme yazısı, araftan, hem de sana.

okuman ya da okumaman...
mühim olan bu değil.
zaten bana tüm bunları yazdırmanın telafisi,
bilmem kaç vuruş harfi okumanla olcak iş değil.
...

bunu oku istiyorum, oku ve bil halimi...
beklemediğim duygular hakim şu sıra bana:
hayal kırıklığı.
bir fikrin var mı bu duygumun nedeni hakkında?
...
gitmen benim için en doğru şeyken,
boşluğun var dünyamın bir köşesinde.
ne de çok sevdirmişsin bana kendini.
dostluğun mu aradığım yoksa sırtımdaki bıçak mı bana seni hatırlatan?
önemi kalmadı aslında,
ne de olsa hayal kırıklığım artık adınla yaşayan.
...
en çok da canımı ne yakıyor biliyor musun?
sen bu denli acımasızca beni kandırıp-
bir hiç uğruna beni sırtımdan vurup harcarken;
bir de kendimi bu kadar kaybolmuş hissetmeme sebep olmuşken,
ben oturmuş burada, bunca zaman sonra hala seni özlüyor,
güvendiğim birinin daha kaybına alışıyorum.
resmen büyüdüm derken  kendimi bir kez daha aptal hissediyorum.
aptal ve kötü kalpli,
yani herkes gibi...
...
d…

Mini Sohbet: O şarkı

Resim
Sırasını bekleyen herkese ithafen,
                             sevgi dolu gülücüklerimle...

Aşk?
Çeşit çeşit, renk renk, deli dolu bir ton aşk...


Hepsi de özeldir sahiplerine, ama bence bu şarkıdaki en çılgını, sevimlisi! Aşkına bu denli sadık olmaktan var mıdır ötesi?
Kaç "aşık" bu şekilde sabırla şans verir kendine ve sevgisine?
Ne istediğini bilmek ve sevdiğine özgür bir hayat sunabilmek...
Yaşamak istediğin ne varsa git yaşa, doy ve benim olacağın zaman geri gel demek.

Sana mutluluk getirir ya da getirmez,
yaşamadan bilinmez. Kesin olan tek şey: bu aşk marjinalliği.
Hani derler ya "oldies but goldies" diye; işte bu şarkı tam da o kıvamda. Çağrışımları da en özel gençlik* anılarım arasında... (gülücük)

Aşktaki en kötü haliniz "Sıramı Bekliyorum" coşkusunda  olsun. 
Ve, dilerim ki bir diğer şarkı olan "Hadi Git",  hayatınızda sadece tınısından dolayı dinlenir kalsın.

Lütfen unutmayın,
hatırım için önemseyin: 
Mühim olan "beraber" olmak değ…

Nazım Hikmet Ran Sevgisi

Resim
Nazım Hikmet'in son zamanlarından...

Vera Tulyakova & Bedri Rahmi Eyüboğlu



*** Bedri Rahmi Eyüboğlu, onu bırakıp da giden can dostu Nazım'ın ardından şöyle der: 
"Yiğidim aslanım burda yatıyor..."
şu sılanın ufak tefek yolları
ağrıdan sızıdan tutmaz elleri
tepeden tırnağa şiir gülleri
yiğidim aslanım burda yatıyor.


bugün efkarlıyım açmasın güller
yiğidimden kara haber verirler
demirden döşeği taştan sedirler yiğidim aslanım burda yatıyor.
ne bir haram yedim ne cana kıydım ekmek kadar temiz su gibi aydım hiç kimse duymadan hükümler giydim... yiğidim aslanım burda yatıyor...
mezar arasında harman olur mu onüç yıl hapiste derman kalır mı azrail aç susuz canın alır mı yiğidim aslanım burda yatıyor...
***

Haziran

Resim
Bugün Cumartesi! Yani Cuma'nın ertesi, Pazar'ın  bir öncesi. Bir de  7 cüce günler içinde en sevimlisi Şu sıra tatsızdım ya hep, bu gün keyfim yerinde. Oysa ne cüzdanımda bir değişiklik var ne de rutin gündemimde.  Sanırım mevsimsel ironinin haftalardır bize öğrettiği alışılmış çaresizlikten sebep, Haziran ayında güneş açtı diye nüksetti sevincim. Olan bitenler canımızı sıkıyor evet ama,
ben bugün Cumartesi diye tatildeyim.
Bu da şarkımız olsun, içimden geldi^^