Cumartesi, Kasım 19

Bugün Neler olmuş Oku Bakayım (Barış Manço)


Camdan bir baktım ki hava mis gibi. O da ne! Aşağıda şenlik var. Kutlamalar, konfetiler. Gençlik yürüyor cadde boyunca. Şarkılar, kucaklaşmalar... Neredeyse hepsi benden bile küçük. Biz evimizde otururken onlar büyük değişimi kutluyorlar. Dünya genelinde barış ilan edilmiş, silahlar imha edilmiş. Kimileri evinde kahve kaynatırken, kimisi gecesinde dansöz oynatırken meğersem neler neler olmuş. Birilerine yol gözükmüş. Herkes sağ göstermiş ama sol sallamış. Meğersem biz yalnız olduğumuzu sanırken, onlar sağdan omuz atıp, sollamışlar. O kadar da ölmemişiz. Yolu göstermeyi geç de olsa bilmişiz. Hadi onlara geçmiş olsuuuun!

Aşağıya bir indim, sanırsınız bütün ülke burada. Bir yanda birbirine sarılan insanlar bir yanda üstü çıplak sokak çocuklarını ipek şalıyla saranlar. Karşı kaldırımda evsiz amcaya bal kaymak yedirenler. Hepsi yüzlerine bakınca el sallıyorlar. Diyorlar ki kimse göçmez bu dünyadan mal ile ...

Arkadaşlarımı aramak üzere arabaya atlıyorum ama gitmek ne mümkün. Hiç şikayet etmeden tabana kuvvet dolaşıyorum etrafta. Pencereden seslenenler, alkışlayanlar olduğu gibi, elbet tek tük kalmış çürük meyvelere de rastlıyorum. Nemrut suratlarıyla şikayet ediyorlar adaletten, sevgiden. İşlerine gelmediğinden, armudun iyisini kaptırdıklarından dolayı tükürükler saçıyorlar etrafa. 

Yolun başına bakıyorum, çoluk çocuğu yanına toplamış bir adam yaklaşıyor. Geliyor bizim nemrut suratlılardan birinin önüne, başlıyor çocuklara anlatmaya bir bir bu adamın yaptıklarını. Önce tanıtıyor, "Bak evladım bunlar dağdan, ormandan inip şehre gelirler" Diyorum ki: "Dursana amca, ne gerek var, her şey bitmiş, bulandırma çocukların kafasını, bozma bu güzel şenlik havasını" O da bana diyor ki "Maksat çoluk çocuk öğrensin hayatın çetin yollarını, kaptırmasınlar kimseye sonra kafalarını kollarını" 

Kafamdan geçen binlerce şaşkınlıkla bezenmiş, mutluluk nağmeleri. Budur işte diyorum, budur hayatın gerçeği. Hep olması gerektiği gibi bir arada herkes. Dillerinde aynı slogan: "Ben seni seveyim sen de beni say ki bozulmasın ağzımızın tadı"
Oh bee! Gün bizim günümüz olmuş, kınalar yakalım elimize! Aman sahip olalım dilimize!

"Hayırdır inşallah millet, ne diyor bu uçuk nini?" diyenler!


Önce bu: 




Sonra da bu: 



5 yorum:

  1. Güzeldi...


    Sevgılerımle

    YanıtlaSil
  2. teşekkür ederim öykü, sevgilerim seninle...

    YanıtlaSil
  3. Çocukluğum kahramanı.Pazar günleri 12'de kakaolu kek + sıcak süt ile desteklenen 7 den 77 ye resitalleri.Tadı unutulur mu ? Asla.
    Barış Abi olmadan tadı tuzu yok çocukluk anılarının.

    Dönence'nin klibinde Ahmet Güvenç 'in girişte attığı bir bass gitar solosu vardır.Dinlene dinlene bitmeyen melodiler geçiyor ölümsüzlük dersinden.Bu da öyle bir şey.

    YanıtlaSil
  4. İnan bana onunla büyümüş olduğunu belli ediyorsun..

    YanıtlaSil
  5. Şimdiki post modern veletlerin böyle rolmodel alacak karakterleri olmadığından kendilerini koyacak bir alan bulamıyorlar.90dan sonra doğanlarda ortak özellik bu.Çözemedim bir türlü yaşadıkları kafayı ya, neyse =)

    YanıtlaSil

Sen de kelimelerini benimle paylaşabilirsin.