Pazar, Eylül 25

Aşk

  
Konuyla bunun ne alakası var sence?

Bu bir aşk yazısı:
Ama aşk hakkında olup da aşk kokmayan cinsinden.
Yani boşuna arama, kenarlara karalanmış iki oklu kalpler göremezsin...


"Hayatta bir defa olur" VS "Gerçeğini bulana dek çok değiştirirsin" 
"İlk görüşte olursa olur" VS "Sonradan tanıdıkça seversin"
"Birliktelik uzadıkça aşk biter" VS "Yaşandıkça aşk büyür"
"İlk aşk unutulmaz" VS "Son aşktır asıl olan"
"Aşıksan sevişirsin" VS "Sevişmeden aşık olamazsın" 
"Aşıksan vur saza" VS "Şoförsen bas gaza" 
-bu sonuncusu pek olmadı galiba (gülücük)-
Bu liste uzar gider...

Öyle çok genelleme vardır ki aşk hakkında; öyle kalıplaşmış, öylesine saçma... Tek tip saç modeli yapıp, tek ağızdan konuşmak gibidir. Kendine yakışmayanı sırf moda diye giymeye benzer başkasının aşkını yaşamaya çalışmak. Ya da, koyun sürüsü gibi kavalın peşinden gitmektir kendi doğrularınca başkalarının aşk hayatını yorumlamak.

Herkesin kendi doğruları vardır aşktan bahsederken.
Senin de doğduğundan beri gördüğün, duyduğun; ailenden, arkadaşlarından, kültüründen, çevrenden hatta içsel çocukluğundan -hoşgeldinfreud- meydana gelen yorumların vardır aşka dair. 

"Aşk nedir?", o anlanmalı her şeyden önce. 
Ama bana göre, ona göre, sevgiliye göre değil. Yalnızca "sana" göre...
Önce aşktan anladığını tanı. Çünkü tanırsan inanırsın. İnanırsan açık olursun. Açık olursan yaşarsın. Yaşarsan seversin. Seversen daha çok anlamaya çalışırsın ve anladıkça daha kolay taşırsın aşkın mutluluğunu da hüznünü de. 
Aksi takdirde sadece küfesini yüklenmiş bir hamal kalırsın Eros'un gözünde. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Sen de kelimelerini benimle paylaşabilirsin.